+ Yorum Gönder
Öğrenci odası ve Soru (lar) ile Cevap (lar) Forumunda Madam bovary kitabının olay örgüsünü Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Ziyaretçi

    Madam bovary kitabının olay örgüsünü









  2. Leyla
    Devamlı Üye





    madam bovary kitabının olay örgüsünü


    madam bovary kitabının olay örgüsünü hakkında bilgi



    Bir papazdan aldığı yarım yamalak eğitimle on beş yaşına gelen Charles Bovary, Rouen Koleji’ne verilir. Sınıf arkadaşları, aralarına yeni katılan bu yeni öğrenciyi çok komik bulurlar, onun köylü kılığıyla, saf duruşuyla, şaşkınlığıyla dalga geçerler. Eski bir alay cerrahı yardımcısı olan babası, zengin bir kadınla evlenince kendisini iyiden iyiye tembelliğe vermiş, vaktinin çoğunu servetini tüketmek için harcamıştır. Babasının aksine annesi, oğlunun okuması, yüksek yerlere gelebilmesi için çok emek sarf etmiştir.

    Annesinin onca çabasına rağmen, Charles başarılı bir öğrenci olamaz. Tıp okuması için kolejden alınır. Charles’a tıp dersleri çok ağır gelir, çok çalışmasına rağmen derslerden hiçbir şey anlamaz. Doktorluk belgesi almak için girdiği sınavda başarısız olur. Annesinin teşvikiyle sınavlara yeniden hazırlanır, gece gündüz çalışır, her şeyi ezberler. Sonunda iyi bir notla sınavı geçer.

    Charles Bovary, annesinin yönlendirmesiyle Tostes’ta doktorluğa başlar. Yine annesinin isteğiyle kırk beş yaşında dul bir kadınla evlenir. Madame Dubuc, yüzü sivilcelerle dolu, çalılar gibi kuru, son derece çirkin bir kadındır. Sürekli kendisiyle ilgilenilmesini ister, istekleri bitmez, her şeyden dert yanar. Annesinin zoruyla evlenmiş olan Charles, mutlu değildir.

    Bir gece yakın bir çiftlikten mektup gelir. Mösyö Rouault adındaki hali vakti yerinde olan bir çiftçinin kırılan bacağını tedavi etmesi için çağrılmaktadır. Karısını iki yıl önce kaybeden Rouault Baba, Emma adındaki genç kızıyla birlikte yaşamaktadır. Charles, Bertaux Çiftliği’ne gitmek için sabahın dördünde yola koyulur. Çiftliğe giderken hocalarının kırıkla ilgili öğrettiği bilgileri hatırlamaya çalışır. Charles, beklediğinden daha basit bir kırıkla karşılaşır. Doktor Charles, çiftlikte Roult Baba’nın genç ve güzel kızı Emma’yı görür. Emma’nın bembeyaz ve parlak tırnaklarına, özellikle de kestane rengindeki gözlerine hayran kalır. Kırılan bacağın sargısı bittikten sonra çiftlikten ayrılır. Üç gün sonra geleceğini söyler, ancak hemen ertesi gün hastayı kontrole gelir. Sonraki haftalarda da çiftliğe sık sık gelir. Charles Bovary, hem Rouault Baba’dan hem de kızı Emma’dan çok hoşlanmıştır.

    Kocasının para almamasına rağmen yeni kıyafetini giyip sık sık Bertaux’a gitmesinden şüphelenen Madame Dubuc, ufak bir araştırmadan sonra, Mösyö Rouault’nun manastırda rahibelerin elinde yetişmiş, dans, coğrafya, elişi bilen, piyano çalan bir kızının olduğunu öğrenir. Kocasının çiftliğe niçin gittiğini anlar. Madame Dubuc, bir daha çiftliğe gitmemesi konusunda kocasına yemin ettirir. Charles bir daha çiftliğe gitmez.

    Beş ay sonra Charles’ın karısı ölür. Bir sabah Rouault Baba, bacağını iyileştirme ücretini getirir. Kızı Emma’nın da kendisini özlediğini söyler ve doktoru çiftliğine davet eder. Karısını kaybettiği için üzgün duran Charles’a, moral verecek sözler söyler.

    Karısının ölümünden sonra özgürce hareket etme olanağı bulan Charles, günden güne yaşamdan tat almaya, mutlu olamaya başlar. Yapmak istediklerini gönlünce yapar. Bertaux’a da canı istediğinde gider. Charles ile Emma her geçen gün birbirlerine biraz daha yakınlaşırlar. Charles, Emma’yla evlenmeyi düşünür. Doktorun yanında kızının yanaklarının kızardığını gören Rouault Baba, her şeyin farkındadır, doktorun pek yakında kızını istemeye geleceğini düşünür.

    Nihayet bir gün Charles Bovary, sevdiği kızı babasından istemek üzere Bertaux Çiftliği’ne gider. Rouault Baba’ya bir şeyler mırıldanır, fakat bir türlü asıl konuya giremez. Başından beri her şeyin farkında olan Rouault Baba, razı olduğunu, kızıyla konuşup kendisine haber vereceğini söyler. Kızının fazla heyecanlanmaması için de, şayet kızının cevabı olumlu ise pencerenin panjurunu duvara çarparak kendisine işaret göndereceğini söyler. Doktor, atıyla biraz uzaklaşır, meraklı gözlerle beklemeye başlar. Bir süre sonra pencerenin panjuru büyük bir gürültüyle açılır.




  3. Leyla
    Devamlı Üye
    madam bovary kitabının olay örgüsünü hakkında bilgi
    Charles, ertesi gün çiftliğe gider. Emma, kendisini isteyen doktoru karşısında görünce heyecanlanır, kızarır, gülümser. Baharda evlenmeye karar verirler. Kış mevsimi bekleyiş içinde ve çeyiz hazırlıklarıyla geçer. Bahar gelir, düğün yapılır. İki gün sonra Charles, karısı Emma’yla birlikte Tostes’a döner.

    Charles Bovary, hayranlık duyduğu bir kadınla evli olduğu için çok mutludur. Karısının en küçük bir hareketi bile onu mutlu etmeye yeter. Fakat Madame Bovary için aynı şeyleri söylemek zordur. Emma Bovary, evliliğinde tutku, heyecan, sarhoşluk gibi duyguları bulamadığı için yanıldığını düşünür. Emma’nın manastırdayken gizli gizli okuduğu romanlarda gördüğü aşk ve heyecan dolu yaşamlarla kendi tekdüze ve sıkıcı yaşamı arasında büyük bir uçurum vardır. Emma’nın okuduğu romanların hepsi “aşklar, sevgililer, ıssız köşklerde çile dolduran hanımlar, her konaklamada öldürülen seyisler, her sayfada gebertilen atlar, karanlık ormanlar, coşkun yürekler, yeminler, hıçkırıklar, gözyaşları, öpüşler, ay ışığında sandallar, koruluklarda bülbüller, aslanlar kadar yiğit, kuzular kadar yumuşak başlı, görülmedik derecede erdemli, hep güzel giyimli, mezar başlarında gözyaşı döken beyefendiler üstüneydi.” (s.47)

    Madame Bovary, her geçen gün kocasından biraz daha soğur, uzaklaşır. Kocasını beğenmez, onda hayranlık duyacağı hiçbir şey göremez. Charles; heyecansız, ruhsuz, basit, sıradan bir kocadır. “Charles’ın konuşması bir sokak kaldırımı gibi dümdüzdü, bayağı kılıklar içinde, bir heyecan, bir kahkaha, bir düş uyandırmadan geçip giden, orta malı düşüncelerle doluydu. Rouen’da kaldığı sıralarda tiyatroya gidip Paris oyuncularını görmek merakını duymamıştı, öyle söylüyordu. Ne yüzmesini biliyordu, ne kılıç kullanmasını, ne de tabanca atmasını; bir gün Emma bir romanda bir binicilik terimine rastlamıştı da onu bile açıklayamamıştı.

    Oysa bir erkeğin her şeyi bilmesi, birçok alanlarda üstün derecelere yükselmesi, insanı tutkunun güçlerine, yaşamın inceliklerine alıştırması gerekmez miydi? Ama nerde, hiçbir şey öğretmiyordu bu adam, hiçbir şey bilmiyor, hiçbir şey arzulamıyordu.” (s.51)

    Madame Bovary’nin resim yapması, piyano çalması, evi çekip çevirmesi, hastaların muayene hesaplarıyla ilgilenmesi, Charles’ın karısına duyduğu hayranlığı artırır. Charles’ın annesi, harcamalar konusunda tutumlu olmadığı için gelinini eleştirir. Karısı ile annesi arasında kalan Charles, ne diyeceğini bilemez. Charles, geceleri eve geç döner, yemeğini yer, gittiği köyleri, hastaları, reçeteleri anlatır; sonra da yatağa sırtüstü uzanıp horlamaya başlar. Emma, ilişkilerine heyecan katmak için bazı geceler, bahçede ay ışığında tutkulu şiirler okur, fakat kocasında en ufak bir coşku, heyecan belirtisi göremez. Sevişmeleri bile bir alışkanlıktır artık. “Charles’ın yüreği üzerinde bir-iki çakmak çakıp da bir kıvılcım çıkartamayınca, tutkusunda hiçbir aşırılık kalmadığına inanıverdi. Sevişme istekleri düzenli bir duruma girmişti; belli saatlerde kucaklıyordu onu. Bu da ötekiler gibi bir alışkanlıktı, yemeğin tekdüzeliğinden sonra, ne olacağı önceden sezilen bir tatlı gibiydi.” (s.53)

    Eylül sonuna doğru Emma için olağanüstü bir gelişme olur. Charles, Ardervilles markisinin ağzında çıkan bir yarayı iyileştirmiş, buna karşılık olarak marki, şatosunda vereceği baloya Bovary çiftini de davet etmiştir. Madame Bovary, kocasıyla birlikte bu baloya gider. Gördüğü zenginlik, lüks, kibarlık karşısında başı döner. Emma, kocasını beğenmediği, kendisine yakıştıramadığı için baloda başka erkeklerle dans eder. Balodaki göz kamaştırıcı yaşam, Emma’nın kitaplarda okuduğu yaşama benzemektedir.

    Tostes’a dönünce Madame Bovary, hizmetçisi Nastasiye’yi kovar. Felicite adında bir yetim kızı hizmetçi olarak alır. Bu balo, Emma’nın yaşamında büyük bir boşluk yaratır. Charles Bovary, köylüler arasında sevilen bir doktordur. Madame Bovary, kocasının hırslı, çalışkan, ünlü bir doktor olmasını ister. Fakat Charles’da hırs diye bir duygu yoktur. Charles, yemeğini yedikten sonra uyuklamaya başlar. Yaşamındaki her şeyden sıkılan Emma, kendisini yaşama bağlayacak bir gelişme bekler. Günler tekdüze ve sıkıcı bir şekilde geçer. “Demek sırayla, bitmemesiye, birbirlerini izleyip duracaklar, hep aynı olacak, hiçbir şey getirmeyeceklerdi! Başka yaşamlarda, ne kadar durgun olurlarsa olsunlar, hiç değilse bir olayla karşılaşmak şansı vardı. Bazen bir serüven beklenmedik, sürü sürü değişiklikler getirir, dekor değişirdi. Ama ona bir şeycikler gelmiyordu. Tanrı böyle istemişti! Gelecek karanlık, kapkaranlık bir koridordu, kapısı da sımsıkı kapalıydı.” (s.71)

    Madame Bovary, çok mutsuzdur, Charles gibi bir adamla evlendiği için pişmandır. Onu zavallı biri olarak görür. Bir çıkış arar. Sinirleri yıpranır, dengesiz hareketler yapmaya başlar. Piyano çalmayı bırakır, resim kartonlarını, nakışlarını dolaba atar. Okuması gereken bütün kitapları okuduğunu düşünür. Hiçbir şeyden tat almaz. Günden güne sararıp solmaya başlar.

    “Emma hiçbir şeyi beğenmemeye başlıyordu, gelgeç heveslere kapılıyordu durmadan. Kendisi için yemekler ısmarlıyor da elini bile sürmüyordu, bir gün sade sütten başka bir şey içmiyor, ertesi gün düzine düzine çay içiyordu. Çoğu zaman dışarıya çıkmamakta diretiyor, sonra bunalarak, pencereleri açıyor, hafif giysiler giyiyordu. Hizmetçisini iyice haşladıktan sonra, ona armağanlar veriyor ya da komşu kadınlara gezmeye yolluyordu…”

    “Bu düşkünlük böyle sürüp gidecek miydi? Sıyrılamayacak mıydı bundan? Oysa mutlu yaşayanların hiçbirinden daha aşağı değildi! Vaubyessard’da beli daha kalın, tavırları daha beylik düşesler görmüştü, Tanrı’nın adaletsizliğine lanet ediyor, ağlamak üzere başını duvarlara yaslıyordu; gürültülü yaşamları, maskeli baloları, bilmediği ve vermeleri gereken bütün çılgınlıklarıyla birlikte aykırı hazları kıskanıyordu.” (s.74-75)

    Charles, karısını eski hocasına götürür. Karısının hastalığı psikolojiktir. Hocası, iklim değişikliğinin iyi geleceğini söyler. Karısının durumunun düzelmediğini gören Charles, ufak bir araştırma yapar. Yonville-l’Abbaye adlı yerde bir doktorun yerinden ayrıldığını öğrenir. Yonville’in eczacısıyla mektuplaşır, uygun yanıtlar alınca da baharda göç etmeye karar verir. Mart ayında Tostes’tan ayrılırlar. Madame Bovary hamiledir.




+ Yorum Gönder


Hızlı Cevap Hızlı Cevap


:
madam bovary olay örgüsü,  madam bovary kitabının olay örgüsü,  madam bovary romanının olay örgüsü,  madam bovary kahramanlar