+ Yorum Gönder
1. Sayfa 12 SonuncuSonuncu
Öğrenci odası ve Soru (lar) ile Cevap (lar) Forumunda Mevlana'nın eğitim aldığı kişiler Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Ziyaretçi

    Mevlana'nın eğitim aldığı kişiler









  2. Ziyaretçi





    mevlana'nın eğitim aldığı kişiler




  3. Ziyaretçi
    mevlana kimlerden eğitim aldı




  4. Harbi @ kız
    Bayan Üye
    Cevap gecikmesinden dolayı özür diliyoruz.

    Mevlana'nın Hocası Seyyid Burhaneddin Tirmizi (k.s)

    Konya’da Mevlana’ya hocalık yapan Seyyid Burhaneddin Hazretleri öğrencisini Şemsi Tebrizi’ye teslim eder. Konya’daki irşat vazifesini Kayseri’de devam ettirmek üzere yola çıkar ve ömrünün son demlerine kadar Kayseri’lerin feyz kaynağı olur.

    Efendimiz’in (s.a.v) pak neslinden olan Seyyid Burhaneddin Hüseyni Hazretleri; birçok büyük Allah dostunun memleketi olan Tirmiz’de dünyaya gelmiştir. 12 yıl süren manevi eğitimini, kıymetli bir alim olan Mevlana’nın babası Bahaeddin Veled Hazretleri’nden almıştır. Bu süre boyunca, Kubbetü’l İslam olarak adlandırılan Belh’te bulunmuş ve hocasının oğlu Celaleddin’in (Mevlana) eğitimini de üstlenmiştir.

    Belh’te geçirdiği yıllar boyunca, ilmen ve manen olgunlaşan Seyyid Burhaneddin, mürşidi Bahaeddin Veled Hazretleri’nden aldığı icazetle buradan ayrılıp doğum yeri olan Tirmiz’e geri döner ve irşat vazifesine başlar. 1230’da Bahaeddin Veled’in vefatını öğrenen Seyyid Burhaneddin gördüğü bir rüya üzerine, hocasının kendisine güzide bir emaneti olan Mevlana’yı yetiştirmek için 1231 yılında Konya’ya gider. Mevlana’ya 9 yıl boyunca ilmin sırlarını öğretir, tahsilinin devamı için Şam ve Halep medreselerine yollar ve kendisi de Kayseri’ye döner. Tam 9 yıl Mevlana’yı eğiten Seyyid Burhaneddin Hazretleri 1244 yılında Kayseri’de vefat eder.

    “Artık bana zerrece vazife kalmadı”


    Dokuz yılın sonunda çeşitli eserler yazmaya başlayan Mevlana’nın kemale erdiğini sezen Seyyid Burhaneddin Hazretleri “Artık bana zerrece vazife kalmadı” diyerek, Konya’daki görevini tamamladığını ve Kayseri’ye gitme arzusu taşıdığını talebesine iletir. Mevlana ise kendisi için büyük önem taşıyan hocasının ayrılığına rıza göstermez. Bunun üzerine Seyyid Burhaneddin Hazretleri şöyle der: “Buraya kuvvetli bir arslan yöneldi. Senin asıl mürşidin olan Şemsi Tebrizi Konya’ya gelmek üzeredir. Fakat ben de bir arslanım. Bir postta iki arslan oturmaz, ola ki kapışır, seni müşkülde bırakırız.”

    Hocasından Mevlana’ya iltifat

    Mevlana, hocası Seyyid Burhaneddin’in isteği üzerine manevi ilimlerini artırmak gayesiyle kendisi için hazırlanan hücrede bir ibrik su ve birkaç parça arpa ekmeğinden ibaret azığıyla halvete girmeye karar vermiştir. Seyyid Burhaneddin’in gözetiminde gerçekleşen ve kırk gün süren halvet dönemi sonunda Mevlana, hocasının “Akli, nakli, kesbi ve keşfi bütün ilimlerde eşi bulunmaz bir insan oldun. Bu halinle manevi sırları bilmede, hakikat ehlinin siretlerini çözmede, gizli olan sırları keşifte, velilerin parmakla gösterdikleri bir kişi oldun. Gerçekten şimdiye kadar gelmiş geçmiş bütün şeyhler ve hakikati görenler, senin vuslata nasıl ulaştığını öğrenmek için hayret ve şaşkınlık içinde gelip geçtiler. Dünya ve ahirette Allah’a hamdolsun ki, zayıf olan bu kul, bu ebedi saadet ve devlete erişip, senin bu halini görmüştür. Bismillah diyerek yürü! İnsanların ruhunu hesapsız bir rahmete boğ. Bu suret aleminin ölülerini kendi mana ve aşkınla dirilt!” şeklindeki iltifat ve emrine mahzar olur.

    “Garip Seyyid dünyadan göçtü’ diye sala ver”

    Mevlana’nın oğlu Sultan Veled’in İbtidaname isimli eserinde verdiği bilgiye göre Seyyid Burhaneddin Hazretleri’nin ömrü sona erip, ahirete intikali yaklaşınca hizmetinde bulunan dervişinden bir testi sıcak su ister. Derviş biraz sonra gelip “Suyu ısıttım” der. Seyyid Burhaneddin “Dışarı çıkıp ‘Garip Seyyid dünyadan göçtü!’ diye bir sala ver” şeklinde emir buyurur. Derviş de; “Seyyid Burhaneddin azm-i beka etti. Salaya hazır olun ey ahali! Veliyy-i yekta, seng-i musallaya konuyor (Musalla taşına bir veli konuyor)!” diye halka ilan eder. Seyyid Burhaneddin Hazretleri ise abdest alır, gusleder, elbisesini giyer, evin bir köşesine çekilir ve “Gökler temizdir, felekler de, onların hepsi temizdirler. Temizler ve temiz ruhlu olanların hepsi hazırlanmışlar. Ey bana bir emanet veren hazır ve nazır olan Allahım! Lütfedip bu emaneti benden al. Beni mest edip her iki dünyadan al götür. Sensiz her ne ile gönlüm rahat ediyorsa, içime ateş koy benden onu al” deyip ruhunu Allah’a teslim ederek vuslat kapısını aralar.

    Semerkand Aile Dergisi


  5. Harbi @ kız
    Bayan Üye
    Ek olarak Mevlananın etkilendiği kişiler

    Bahâeddîn Veled (ö. 628/1231)
    Maârif ve Diğer Eserleri

    Mevlanâ'nın babası olan Bahâeddin Veled, Belh'in yerlilerinden idi. Ulemâ kisvesi giyen, fetvâ veren, ders halkaları ve vaaz meclisleri kuran ve aynı zamanda da sûfîdir. Tasavvuf anlayışında riyâzet ve mücahede vardır. İslân'ın zâhirini korumada son derece titiz davranmış, sünnete riayet esaslı bir ahlakî tavır sergileyerek daima verâ ve takvâyı gözetmiştir.
    Mevlâna'yı küçük yaştan itibaren olgunluk çağına kadar okutan, eğiten, terbiye eden babasının, Mevlâna'nın düşünce dünyasının oluşmasında büyük bir etkisi olmuştur.
    Babası öldükten sonra Maârif'i Mevlâna,'nın sabahlara kadar okuduğunu ve elinden hiç düşürmediğini Eflaki şöyle anlatır: “Gerâ Hatun (Mevlâna'nın eşi) demiştir ki bizim evde, adam boyunda bir şamdan vardı. Mevlâna akşamdan şafak sökünceye kadar ayakta durarak o şamdanın ışığında babası Bahâeddîn Velet'in Maarif'ini mütalaa ederdi”.
    Mevlâna'nın babası, Necmeddin Kübra'nın halifelerindendi. O da Ahmet Yesevi'nin son yıllarına yetişmiş ve ondan istifade etmiştir. Dolayısıyla Mevlâna'nın Necmeddin Kübra'dan ve Ahmet Yeseviden de faydalandığını ve etkilendiği- ni söylemek mümkündür.
    Bahâeddîn Veled'in Maarif'i; Mevlâna'nın eserlerine ve fikirlerine büyük tesir yapmıştır. Buradaki konular Mevlanâ'nın düşünce dünyasını derinden etkilediği gibi, Mesnevî'sinde ve gazellerinde Maarifteki bazı hikaye ve ifadelere de aynen yer vermiştir.
    Bu sebepledir ki; Mevlâna'yı ve Mesnevî'yi anlamanın yolunun Maarif'i okumadan geçtiğini dillendiren alimlerin sayısı az değildir.
    Burhaneddin Muhakkik-i Tirmizi (ö. 638/1240) ve Eseri Maarif:
    Bahâeddîn Veled, Belh'de iken Seyyid Burhaneddin O'nun müritleri arasına girmiş, Mevlâna daha çocukken onun terbiyesini üzerine almıştır.
    Sultânü'l-Ulemâ'nın Hakk'a vuslatından yaklaşık bir yıl sonra Konya'ya gelen Seyyid Burhaneddin, Mevlâna'nın hocası ve aynı zamanda ilk şeyhidir. Horasan diyârında Seyyid-i Sırdân (kalplerdeki sırları bilen) lakabıyla tanınmıştır. Mevlâna, Muhakkık-i Tirmizî'den dokuz yıl eğitim görmüş, Kayseri'ye göçünceye kadar (638/1240) onunla birlikte olmuştur.
    Seyyid Burhâneddin'in, Bahaddin Veled'in ölümünden sonra Konya'ya geldi. Bu sayede Mevlânâ, manevi yalnızlıktan kurtulmuş oldu. Seyyid Burhaneddin, Mevlana'ya bilgisini kuvvetlendirmesi için Halep ve Şam'a gitmesini tavsiye etti. Mevlâna da bu tavsiyeye uyarak Halep'e gitti. Seyyid Burhaneddin de bu arada Kayseri'ye gitti. Mevlâna Halep'te iki sene kadar o devrin en meşhur medresesi olan Halaviyye medresesinde kaldı. Ve oranın en tanınmış alimi Kemaleddin İbnü'I-Adim (ö.660/1262)'den fıkıh tahsil etti. Mevlânâ, Şam 'da bulunduğu sıralarda tahsilini daha çok derinleştirerek Konya'ya döndü.
    Şeyh, durumdan memnundu. Mevlânâ'yı çok değişmiş buldu. Bilgisi, olgunluğu, açık bir şekilde dikkati çekiyordu. O gerçekten mürşitlik, vazifesi- ni yapmış, şeyhinin oğlunu, ilmin, imânın yolunda kemale sevk etmişti. Şimdi artık onunla şahsen meşgul oluyor, onu telkinleri ile görüşleri ile daha mükemmel bir hale getirmeğe gayret sarf ediyor- du. Seyyid Mevlânâ'yı yetiştirmek için çok uğraştı. Ona babası Sultânü'l-ulema'nın Maarif adlı eserini tekrar tekrar okuttu. Daha sonra Kayseri'ye döndü. Seyyid Burhaneddin 638/1240 senesinde Kayseri'de vefat etti.
    Mevlâna şeyhinin ölüm haberini alınca, Kayseri'ye hareket ettitti. Kayseri'ye gelir gelmez, Seyyid'in mezarı başına giderek orada saatlerce niyazda bulunmuştu. Sahib Şemseddin, Mevlana- ya, şeyhinin kitaplarını teslim etti. Mevlâna hocasının kitapları ile birlikte üzgün, içi yaralı olarak Konya'ya döndü. Bu kitaplar arasında Seyyid'in Makalat adlı meşhur eseri de vardı.
    Mesnevî'de ismi geçen bu zatın eseri olan ve Sülemî'nin tasavvufi tefsirinden büyük ölçüde iktibas ettiği Muhammed ve Fetih surelerinin tefsirini de kapsayan Maarif, Mevlâna'nın etkisinde kaldığı önemli eserlerdendir.
    Mesnevî ile bu eserin arasındaki bazı benzerliklerden bahseden Gölpınarlı şöyle demektedir. “Hasılı, Maarif'te geçen bahisleri, Tebrizli Şemseddin'in Makâlât'ında, Mevlâna'nın Mesnevî ve Fî hî mâ fîh'inde, Sultan Veled'in İstidânâme'sinde ve ilk Mevlevî kaynaklarında bulmaktayız ve bu suretle Mevlevilikle ilgili eserlerin birbirlerini izah ve şerh eden bir bütün olduğunu görmekteyiz.”
    Mevlâna ve oğlu Sultan Veled, Seyyid Burhaneddin'den pek çok nakilde bulunmuşlardır ve onu daima ta'zimle yad etmişlerdir:

    Şems-i Tebrizi (ö. 645/1247)

    Mevlâna'nın hayatında, gönül dünyasının şekillenmesinde Şems-i Tebrizî'nin ayrı bir yeri vardır. Bu konuda çok şeyler anlatılmış ve yazılmıştır.
    Makalât kitabı, Şemseddin-i Tebrizî'nin bazı meclislerdeki sohbetleri sırasında, Mevlânâ ile konuşurken aralarında geçen bahislerden, müritler ve inkarcılar tarafından sorulan sorulara verdiği cevaplardan derlenmiş bir eserdir. Mevlânâ'nın özel yaşantısını, onun hayat hikayesi- ni kapsayan bir çok gizli noktaları da gün ışığına çıkarmaktadır.
    Mevlânâ'nın, Şemseddin Tebrizî ile nasıl buluştuğunu anlatan ve o buluşmanın efsaneleş- miş yönlerini, iyi bilinemeyen taraflarını aydınlat- mak gayreti gösteren birçok eski ve yeni menakıp yazarları, bu hikâyeleri ancak romantik bir kılıkta uzun uzadıya nakletmeye özenmişlerdir. İşte Makalât kitabı bu gizli kalmış konular üzerindeki perdeyi kaldırdığı gibi, Mevlâna'nın, Şems'e nasıl kapıldığına da bir dereceye kadar ışık tutmakta ve açıklık getirmektedir. Kitap, herkesçe bilinen halin aksine Şemseddin-i Tebrizî'nin çok keskin görüşlü bir bilgin ve bir hakikat âşığı, mürşitlik mertebesi- ne ermiş, arif bir yol gösterici olduğunu öğretmek- tedir. İşte sadece bu nokta bile eserin önemini belirtmeye yeter.
    Kitabın tarihî değerinden başka ayrıca, Şems'le görüşmesinden sonra Mevlâna'da yeni bir hayatın başladığını gösteren açık işaretler vardır. Şems'in getirdiği yeni fikirler, prensipler ve öğretim sistemi konusunda araştırma yapmak isteyenler, aradıkla- rını Makalât kitabında bulacaklardır. Çünkü Makalât ile Mesnevî arasında kuvvetli bir bağlantı vardır. Mevlânâ, Mesnevî'de geçen birçok fıkra, hikâye ve nükteleri Makalât'tan almıştır.
    Mesnevî'de ve bilhassa Divan-ı Kebir'de Şemsi Tebrizi ismi bolca anılmıştır. Hatta “Şems” burada Mevlâna'ya mahlas olmuştur. Mevlâna birçok ilahi sırları ve manevi bilgileri ondan almıştır.Bazılarına göre Mevlâna'nın ve Mevleviliğin özünün ve esasının Şems'in eseri olan Makalat'ta bulunduğu belirtilmektedir. Mevâna uzmanları Mesnevî ve Divan-ı Kebir'deki bazı hikayelerin, bahislerin, mazmunların, temsiller ve telmihlerin aynen bu kitaptan alındığını ifade etmekte ve bazı örnekler vermektedirler ve Mesnevînin son ve yarım kalan hikayesi olan üç şehzade ile ilgili hikaye ve devamının Makalatta da var olduğunu söylemek- tedirler.

  6. Harbi @ kız
    Bayan Üye
    Gazneli Şair Hakim Senâi (Ö.525/1131) ve Eserleri:

    Hakim Senaî Gazne'de doğmuştur. Mevlâna, bizzat kendisi, Hakim Senai'nin izinden gidenlerden biri olduğunu ve onun fikirlerini savunduğunu söylemektedir. “Attâr baş idi, Senai onun iki gözü, biz ise Senai ve Attarın izinden yürüdük” demektedir.
    Hakim Senai, İmam-ı Gazali'nin de şeyhi olan Ebu Ebu Yusuf Hamedani'nin müridi idi. Senai arif, âbid ve şair bir zattı. Mevlâna onun eserlerini bilhassa Hadîkatü'l-Hakika isimli kitabını çok sever ve okurdu. İlahîname olarak da bilinen bu eseri hakikatlerden ve hikmetlerden bahseden otuz bin beyitten fazla bir divandır. Mesnevîde bu divan tarzındadır ve onun etkisinde kalmıştır.
    “ Hakîm-i Gaznevî'nin şu nasihatini dinle de eski vücudunda bir yenilik bul:
    Dudunun ölümünün mânası niyazdı. Sen de niyaz ve yoksullukta kendini ölü yap!”

    Ferîdüddîn Attâr
    (513/1119-627/1235) ve Eserleri:

    Aslen İranlı ünlü bir şair olan Atar, Nişabur"da doğmuştur. Mevlâna, Attar'ın da talebesi sayılmaktadır. Mevlâna babası ile birlikte Belh'ten göç ederken kafile Attar'ın bulunduğu Nişabur'a uğramış, Attar, Bahâeddîn Veled'i karşılamış, ona saygı ve sevgi göstermiştir. Mevlâna'daki kabiliyeti fark etmiş, ona iltifatlarda bulunmuş ve Esrârname isimli kitabını ona hediye etmiştir. Esrarname, İlahiname, Müsibetname, Mantıku't-tayr, Feridüddin Attar'ın diğer kitaplarının isimleridir.
    Mevlâna Esrar name ile babasının Maarif'ini çok sever, devamlı okur ve elinden düşürmezdi. Mevlâna Attar'ın bu eserinden başka diğer eserlerini de okumuş, onlardan eserlerinde iktibaslarda bulunmuştur. Mesela Mesnevîdeki “helû” adlı doymak bilmeyen öküzün hikâyesi de İlâhi name'de mevcuttur. Ayrıca Mesnevî'de de Attar'a ait pek çok alıntılar bulunmaktadır:

    İmam-ı Gazâlî (ö.505/1111) ve Eserleri:

    Asıl adı Ebû Hâmid Muhammad ibn Muham- mad el-Gazâlî'dir. Künyesi Ebu Hâmid, lakabı Huccet-ül-İslam ve Zeyneddin'dir. Gazali mahlası ile meşhurdur.
    Mevlâna'nın düşünce dünyasının oluşmasında etkili olan şahsiyet ve kaynaklardan biride İmam-ı Gazali ve onun eserleridir. Mevlâna bilhassa; Kimya-yı Saadet, İhyaü Ulumi'd-din, isimli eserini okumuş ve eserlerinde ondan iktibaslarda bulun- maktadır.
    Mevlâna'nın gördüğü, okuduğu ve faydalandı ğı eserler elbette ki bunlardan ibaret değildir. Üç yüz deve yükü kitap ile Belh'den göç eden bir âlimin ilme çok meraklı bir çocuğu olup da binlerce kitapla haşir neşir olmamak zaten mümkün değildir.
    Sonuç olarak; Mevlâna, eserlerinin meydana gelmesinde, düşünce sisteminin şekillenmesinde Kur'an'ı Kerim ve Hadis-i şerifler başta olmak üzere aynı zamanda diğer kutsal kitaplardan da faydalanmıştır. Hakim Senâi'den, Feridüddin Atar'dan, Konevî'den İbn-i Arâbî'den Gazâlî'den ve eserlerinden etkilenmiş ve ilham almıştır. Zamanının felsefecilerini ve eserlerini; Çin, Hint, İran, Yunan başta olmak üzere yakından takip etmiş, Yunan ve Roma edebiyatına da bigane kalmamıştır. Atasözlerinden, halk hikâyelerinden azami derecede istifade etmiştir. Ayrıca dünya klasiklerinden faydalanmayı da ihmal etmemiştir. Zamanının bilim ve kültürüne tamamen vakıf olmuştur. Babası, hocaları ve çevresinden ileri derecede faydalanmış, öğrendiklerini keskin zekâsı, bitmeyen azmi ve gayretiyle sentez ederek kendine has hikaye ve temsil üslubuyla tasavvufi hakikatleri ve İslami gerçekleri daha kolay, daha yalın bir şekilde aktardığını görmekteyiz.

  7. Ziyaretçi
    mevlananın eğitim aldığı kişiler baya alim insanlarmı bu yüzden olmalıki büyük kişi olmuş

  8. Ziyaretçi
    güzel istediğim bilgiye sahip oldummu oldum bence iyi ~~~~~~~~~~~~~~~~

  9. Ziyaretçi
    Çooookkk guzel yaa istediğim sonuca ulastım tesekkurlerr.

  10. Ziyaretçi
    bence güzeldi çok teşekkür edrim

+ Yorum Gönder
1. Sayfa 12 SonuncuSonuncu


Hızlı Cevap Hızlı Cevap


:
mevlananın eğitim aldığı kişiler,  mevlana eğitim aldığı kişiler,  mevlananin egitim aldigi kisiler,  mevlana kimlerden eğitim almıştır