+ Yorum Gönder
Her Telden Eğitim Konuları ve Soru Cevap Konuları Forumunda Lamarck ve Darwin'in çalışmaları nelerdir Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Ziyaretçi

    Lamarck ve Darwin'in çalışmaları nelerdir









  2. Zeynep Sahin
    Bayan Üye





    Lamarck ve Darwin'in çalışmaları nelerdir

    Lamarck ve Darwin'in çalışmaları nelerdir

    Yıllar önce yaşamış canlıların günümüze gelinceye kadar geçirdiği değişim sürecine EVRİMLEŞME denir.
    Evrimleşmeyi inceleyen bilim dalına EVRİM denir.

    EVRİM
    Canlıların çok uzun zaman içinde geçirdikleri veya geçirmekte oldukları değişmelere evrim denir.
    Evrim canlılardaki değişmelerin nedenlerini ve canlılar arasındaki akrabalık derecelerin araştırır
    Evrim kavramı zaman içinde bir değişmeyi açıklar.
    Canlılardaki evrim zaman içinde bazı türlerin yok olması yeni türlerin oluşması ve türdeki tüm değişmeleri açıklamaya çalışır .
    .
    16. ve 17. Yüzyılda mikroskobun keşfi ve modern biyolojinin gelişmesi sonucunda kalıtım bilimiyle iş birliği yapılarak canlılardaki değişim benzerlik ve akrabalık dereceleri ortaya konulmaya çalışılmıştır.

    LAMARCK ‘ın EVRİM TEORİSİ

    Lamarck evrimin canlıların vücutlarını yeni yaşam koşullarına uyum istediğinden ve çabasından olduğunu iddia eder .
    Canlılar çevrelerine uyum yapmaya çalışırken bazı organlarını kullanacaklar bazılarını da kullanmayacaklardır.
    Kullanılan organ gelişirken kullanılmayan organ körelecektir bu da yeni karakterlerin dölden döle geçip yeni türler oluşturacaklardır.
    (kurak ve otsuz bölgede yaşayan zürafaların boyunlarının uzaması )
    (ördeklerin ayaklarındaki perdelerin yüzebilmek için ortaya çıktıkları )

    Lamarck’ın evrim ile ilgili iki görüşü vardır
    a- Canlıların çevre şartları nedeniyle kazandıkları özellikler yeni nesillere aktarılır .
    b- Canlılar uzun süreler içinde bazı organlarını kullanma yada kullanmama sonucu yeni karakterler kazanırlar.
    FAKAT ;
    *Lamarck bu değişikliklerin yavru bireye nasıl aktarıla bileceğini açıklayamamıştır.
    *Kullanılan organın gelişmesi modifikasyondur . bireye ait özelliktir. yavru canlılara aktarılamazlar

    * WEİSMAN Farelerle yaptığı deneylerde 20 döl boyunca farelerin kuyruklarını kesmiş fakat her dölde farelerin kuyruklarının tamam olduğunu gözlemiştir .

    *Sporcu babanın çocuğu gelişmiş kaslı doğmaz
    *Müslümanlarda erkek çocuklar sünnet olmalarına rağmen onların çocukları sünnetli doğmaz


    D A R W İN ‘ in E V R İ M G Ö R Ü Ş Ü

    Darwin bütün canlıların uzun zaman sürecinde ortak bir kökenden evrim yoluyla ortaya çıktığını savunur

    Darwin görüşünü adaptasyon ve doğal Seleksiyon la açıklar.

    Değişen çevre koşullarına ayak uyduran canlılar yaşar , uyduramayanlar ölür . doğal Seleksiyon sonucunda ortamda kalan canlılar adaptasyon yeteneği olan canlılardır .

    Mutasyonlar sonucunda yeni karakterler kazanan canlılardan çevre şartlarına uyum sağlayanlar yaşamını sürdürür diğerleri yok olur .

    Darwin görüşlerini “ TÜRLERİN KÖKENİ “ adlı kitabıyla açıklamıştır .


    Evrime göre canlılar birden bire değişikliğe uğramazlar bu çok uzun bir süreçtir .

    Bir türden başka bir türün oluşum sürecinde ara form canlıların olması gerekir fakat ara form canlıya rastlanamadı .

    Yapılan paleontolojik çalışmalarda yüzlerce milyon yıl önce yaşamış canlıların bugünkü ile aynı yapıda olduğu görülmüştür .

    Elde edilen canlı fosilleri canlıların dünyada belli bir dönemden sonra görülmeye başlandığını gös





  3. SuskuN PrenS
    Özel Üye
    Lamarck ve Darwin'in çalışmaları




    Lamarck’ın sisteminde ‘Evrim Teorisi’, ‘Tanrı’nın hikmeti’ ile özdeşleştirilmişti. Burada, türlerin yok olmasının Tanrı’nın hikmetine aykırı görülmesinin sebeplerinin ne olduğu sorulabilir. Birinci sebebin, canlıların varlığının sadece insanlara hizmet olduğu şeklindeki inanış olduğu söylenebilir; yok olan türlerin insanlara bir yararı olamayacağına göre, bu türlerin varlığı Tanrı’nın hikmetine aykırı bulunuyordu. Her şeyin insan için yaratılmış olduğuna dair inanç, Tanrısal hikmet adına yanlış anlayışların oluşmasına yol açmıştır. Astronomideki Aristoteles-Batlamyus sistemi ile biyolojideki Linnaeus’un sistemleri, bu yanlış önkabulden dolayı yanlış sonuçlara varan sistemlerin en önemlileridirler. Evrensel oluşumları sırf ‘insana hizmet gayesi’ ile sınırlamak Tanrısal hikmeti sınırlamak değil midir? Ikinci sebep, Aristoteles’ten beri gelen ‘varlık skalası’ fikri idi. Eğer bazı türler yok olmuşsa ‘varlık merdivenleri’nde eksiklikler olacağı ve bunun Tanrı’nın mükemmel yaratışı ile uyuşmayacağı düşünülüyordu. Hatırlanacağı gibi, ‘varlık skalası’ anlayışında, her tür başka iki türün arasında yer alır, türler arası uçurumlar yoktur ve türler hiyerarşik bir sıralanmayla ‘varlık merdivenleri’nde belirli bir yere sahiptirler. Bu anlayışta eğer bu zincirin tek bir halkası olan bir tür bile çıkarılırsa sistem bozulacaktır. Bu yüzden hiçbir tür yok olamaz. Böylesi zihinsel bir kurgu, Tanrısal hikmetle özdeşleştirilmiş ve doğadaki varlıksal (ontolojik) yapı ile karıştırılmıştır. Bazı türlerin yok olduğunun anlaşılmasıyla, bu sanal kurgunun sadece filozofların zihinlerinden çıkan bir hayal olduğu ortaya çıkmıştır. Sonradan birçoklarının fark edeceği gibi Tanrısal hikmet ile türlerin yok olması arasında bir zıtlık bulmak suni bir sorundur. Tanrı’nın yaratışındaki hikmetleri, insana hizmet veya insanın gözlemiyle sınırlamaktan doğan hatalar yanlış yargılara yol açmıştır. Lamarck bu suni soruna çare bulduğunu düşünüyordu





+ Yorum Gönder


Hızlı Cevap Hızlı Cevap


: