+ Yorum Gönder
Gizliyara Güncel Konu Arşivi ve Okul dersleri Forumunda Hayvanların Niçin Kuyruğu Var? Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Ziyaretçi

    Hayvanların Niçin Kuyruğu Var?









  2. Harbi @ kız
    Bayan Üye





    Hayvanların Niçin Kuyruğu Var?

    Kuyruklar, hayvanların arkasında lüzumsuz bir ek değildir. Taşı bile hikmetsiz yaratmayan Allah, hayvanların bir parçası olan kuyruklarını boş yere yaratır mı? Tabiat dediğimiz sanat galerisine, en güzel eserleri nakşeden Nakkaş-ı Hakîm, taktığı kuyruklarla hayvanlara bir estetik güzellik vermiştir. Kader kalemiyle, binbir çeşit hayvanın, en güzel şekillerini çizmiş, eserlerinin mükemmelliğiyle, sıfatlarında bir noksanlık olmadığını göstermiştir. Bunu anlamak isterseniz, herhangi bir hayvanın kuyruğunu kesiniz, bir çirkinlik ve noksanlıkla karşılaştığınızı anlayacaksınız. Demek ki O, abes ve manasız bir iş yapmıyor.
    Kanguru ve ağaçkakan, kuyruklarını bir destek olarak kullanır, dinlenirlerken üzerine bir sandalye gibi otururlar. Kanguru, bir sıçrayışta 4 - 5 metrelik bir mesafeyi katedebilir. Sıçrarken ve yere düşerken, kuyruk sayesinde dengesini sağlar.
    Maymunlar, kuyruklarını daha garip işlerde kullanır : Kuyrukları o kadar sağlam ve elastik yaratılmış ki, onu bir dala dolar, kendilerini boşluğa bırakıverirler. Boş kalan dört bacağını da birer kol gibi yemekle meşgul ederler. Bazen bu halleriyle, kendilerini hızlı hızlı sallayıp, öyle ayarlı bırakırlar ki, ilerdeki bir ağaca uçup, rahatlıkla tutunurlar!
    Denizdeki hayvanların kuyruklarında daha başka kullanış yerleri görüyoruz. Hikmet-i ilâhi, onların kuyruklarını, suda hareketlerini sağlamak, sağa sola dönmelerini temin etmek için yaratmış. Meselâ timsah, kuyruğunu sallayarak su içinde kayar gider. Balıkların çoğu, kuyrukları sayesinde çeşitli istikamete dönerler. Evet, Allah'ın icraatı ve iradesi, karadaki maymundan ve ağaçkakandan tutun da, denizin en derinlerindeki mahluklara kadar hüküm sürer.
    Tilkiler de, kuyruklarını bir battaniye gibi kullanır! Tırnakları üzerine burunlarını sokup uyurlarken, gecenin soğuğundan.korunmak için, tüylü kuyruklarını üzerlerine örterler.
    Sineklerin yazın bizi rahatsız ettiklerini bilirsiniz. İnekler, mandalar, kolsuz oldukları için sineklerden nasıl korunuyorlar diye düşünmeyin. Onlar da kuyruklarını, kendilerini rahatsız eden sinekleri kovalamak için yelpaze gibi kullanır. Eğer, bu iri hayvanların kuyrukları olmasa, küçücük sinekler onları çileden çıkarır!
    Kertenkelelerin kuyrukları o kadar nazik ki, kuyruklarından yakalandıkları zaman, onu bırakır kaçarlar! Bir müddet sonra da yerine, yeni bir kuyruk çıkar. Kuyruklarını bırakabilmeleri, yerine de bir yenisini çıkarabilmeleri, kertenkelenin isteğiyle olmaz. İnsan bile bir parmağını kopartıp, yenisini çıkarabilme kabiliyetine sahip değilken, bir kertenkele bunu nasıl yapabilir? Onun, en çok kuyruğundan yakalanacağını bilen Sani-i Hakîm, sıkıştığı an kuyruğunun kopmasını, yerine de yenisinin gelmesini sağlamış.
    Kuyruk, çoğu hayvanların edep yerlerini örter. Hayvanlar bile, tabii bir örtüye sahip olurken, haya duygusuna sahip insan, tesettüre muhtaç almaz mı? İnsandan başka hiç bir canlıda, utanma duygusu yoktur. Hangi insan, avret yerleri açık olarak, bir hayvan gibi utanmadan dışarıda gezebilir? Demek ki örtünmek fıtridir.
    İnsan olarak, bizim de her azamızın bir yaratılış hikmeti var. Fakat biz, mahlukatın en şereflisi, Allah'a muhatap bir canlı olduğumuz için, göz, kulak gibi her bir uzvumuzun kullanılış gayesi yalnız yemek, içmek, çalışmak vesaire değildir. Bunların her biri, birer emanettir. En mühim vazifeleri de, helâl dairede, Allah'ın rızası yolunda çalışmalarıdır..
    Eğer harama bakmazsak, günah sesi işitmezsek; ellerimizi, ayaklarımızı diğer bütün organlarımızı içkiden, zinadan, gıybetten, vesaire gibi dinimizin yasakladığı her şeyden korursak, onları geçici olarak Allah'a satmış sayılırız. Çünkü, kötülüğe sevkeden nefsimizin doğrultusun da değil, Cenab-ı Hakk'ın istediği şekilde hareket etmiş oluruz. Allah da bize, buna karşılık büyük ücret verecek, bizi cennetine sokup, Cemal'ini gösterecektir. Aksi takdirde, bize verilen en kıymetli aletleri bozup dağıtacağız. Herbir cihazın kullanılış tarzı olduğu gibi, bize verilen azaların kullanılış tarifesi, İslâm'ı yaşamaktır. İslâm'ı yaşayan insan, bütün vücudunu manen muhafaza etmiş sayılır.
    Görüldüğü gibi, bu dünya deveranında hiç bir şey kararında kalmıyor. Çeliğin bile yaşlanıp yıprandığı bu dünyada, insan vücudu da hastalanıyor, dağılıyor. İnsan süratle yaşlanıp, kabire yaklaşıyor. Aklı başında olan insan, İslâm'ı yaşayarak; vücudunu mucidine satar, karşılığında mükâfat olarak. cenneti kazanır, Allah'ın (C.C.) cemalini görmeğe mazhar olur




+ Yorum Gönder


Hızlı Cevap Hızlı Cevap


: