+ Yorum Gönder
Gizliyara Güncel Konu Arşivi ve Ev Ödevleri Forumunda Ailenizde geçen olumlu diyaloglara örnek Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Ziyaretçi

    Ailenizde geçen olumlu diyaloglara örnek









  2. Asel
    Bayan Üye





    ailenizde geçen olumlu diyaloglara örnek



    Aile İçi Olumlu İletişim;
    Aile İçi Olumlu İletişim Çocuklarda İletişim - İletişim Sorunları - Anne Ve Çocuk İlişkisi - Baba Ve Çocuk İlişkisi

    Bizi biz yapan en büyük değerdir aile.


    Kendine güvenen bireylerin yetişmesinde en büyük pay aile içi olumlu iletişimdir. Olumlu iletişim halindeki ailede yetişmiş bireyler ruhsal, sosyal, zihinsel ve duygusal açıdan sağlıklıdır.


    Bireylerin aileyi, ailelerin toplumu, toplumların yaşadığımız dünyayı oluşturduğunu düşünürsek sağlıklı bireyler sağlıklı aileleri sağlıklı aileler sağlıklı toplumu sağlıklı toplum ise yaşanabilir bir dünyayı sunar bizlere.


    Kendimizi iyi ifade edebilmekle başlar iletişim, iletişimde sen diye başlayıp, ben senin kadarken diye devam eden cümleler iletişimi içinden çıkılmaz bir girdaba dönüştürebilir.


    Etkili iletişimin temelinde bireyin kendisini tanıması, kendi değerlerinin ve tutumlarının farkında olması ve kendine güven yatar. İyi bir iletişimci ipuçlarını anında görür (jestler, mimikler, beden duruşu) ve onları gerçekçi olarak değerlendirir.


    Etkili iletişimde en kolay yol duygudaşlık kurmaktır. Empati kurmak için kişinin kendisine şu soruları sorması gerekir.


    Bu olay karşısında!


    Ben olsaydım ne hissederim?


    Ben olsaydım nasıl düşünürdüm?


    Ben olsaydım nasıl ikna olurdum?


    Ben olsaydım nasıl davranırdım?


    Ben olsaydım ne duymak isterdim?


    Demek ki iletişimde en etki yöntem ben dili ben dilini günlük yaşantımızda kullanmaya başladığımızda kimse ile problemiz kalmadığını görüyoruz yani ifade cümlemizde yer alan durum duygu düşünce ve olayın etkisi. Bu faktörler cümlemizde yer aldığında karşımızdaki kişi ile oldukça etkili bir iletişime geçmiş olacağız.


    Örneğin:


    Her gün okuldan geldiğinden montunu, çantasını hiç istemediğiniz şekilde etrafa dağıtan çocuğunuza uyarınız nasıl olurdu?


    - Senin gibi dağınık çocuk görmedim kuzenin Ayşe her okuldan geldiğinde eşyalarını düzenli olarak yerleştiriyor sen hala öğrenemedin. (Kıyaslama, Aşağılama)


    - Sen ne dağınık çocuksun çabuk topla bu eşyaları yoksa. Sana istediğin CD yi almayacağım. (Tehdit)


    - Sen bu gidişle bu kitaplarla yılsonunu getirmeyi nasıl düşünüyorsun? (Yargılama, Soru sorma)


    Bu gibi cümleleri işittiğinizde siz olsanız iletişimi nereye kadar sürdürürdünüz?


    Oysa ben dili ile bu sorunu ele aldığımızda;


    - Okuldan döndüğünde eşyalarını ortaya bırakman, evimizin dağınık görünmesine neden oluyor ve ben tüm gün temizlemeye çalıştığım odayı dağınık görünce kendimi gergin hissediyorum, üstelik yarın okula hazırlanırken kıyafetlerin çok da şık görünmeyecek şimdi şimdi senden bunları toplamanı istiyorum.


    Bir yol bu idi, cümlede olay duygu etki bulunan iletişim sözleri.


    Bir diğer yolu ise olumsuz davranışı göz ardı edip olumlu davranışı dile getirmektir.


    - Günler sonra montunu ve çantanı gerekli yerlere yerleştirdiğini görüyorum bu beni çok mutlu etti her zaman var olan dağınıklığı görmeyince kendimi iyi hissettim.


    Olumlu davranışın aferin gibi kuru bir sözle takdir görmesi bir süre sonra etkisini yitirir lakin olumlu davranışı dile getirerek ifade etmek kişiyi onurlandırırken bu davranışı vazgeçilmez kılar veya alışkanlık haline gelmesinde etkili rol oynar.


    İletişimin en kolay ve yolu ben dili iken birde iletişimi engelleyen sebepler vardır.


    İLETİŞİM ENGELLERİ


    1. Emir vermek, Yönlendirmek: Bu iletiler kişinin duygularının önemsiz olduğu mesajını verir. Kişi diğer kişinin istediğini yapma zorunluluğunu hisseder.


    1. Uyarmak, Gözdağı vermek: Bu iletiler de emir verme ve yönlendirmeye benzer; ancak kişinin vereceği yanıtın karşılığı olacak tümceleri de içerir. Kişinin isteklerine saygı duyulmadığı mesajını verir. Bu durum kişide öfke ve düşmanlık yaratır.


    1. Ahlak dersi vermek: Bu tür ilişkilerde otoritenin ve zorunlulukların gücü kişiye karşı kullanılır. “Yapmalısın, etmelisin” mesajlarını iletir ve bireyi karşı koymaya zorlar.


    1. Öğüt vermek ve çözüm önerileri getirmek: Kişinin sorunlarını kendi kendisine çözeceği yeteneğinin olmadığına inanıldığını gösterir.


    1. Öğretme, nutuk çekme, mantıklı düşünceler önerme: Bu durum aile içinde o anda herhangi bir sorun yokken çocuklar tarafından kabul edilebiliyor; ancak, sorun anında bu durum kabul edilmiyor ve daha fazla çatışmalara neden oluyor. Mantıklı düşünceler önerme çocuğun mantıksız ve bilgisiz olduğuna dair mesaj iletir.


    1. Yargılamak, eleştirmek, suçlamak, aynı düşüncede olmamak: Bu iletiler çocuk üzerinde diğerlerinden daha fazla olumsuz etki yapar. Bu değerlendirmeler çocuğun benlik saygısını düşürür. Çocuklar hakkında yapılan olumsuz değerlendirmeler çocuğun kendisini değersiz, yetersiz görmesine neden olur.


    1. Övmek, aynı düşüncede olmak, olumlu değerlendirmeler yapmak: Genel inanç olarak bu durumun çocuğa zarar vereceği hiç düşünülmez. Çocuğun öz imgesine uymayan değerlendirmelerin yapılması çocukta kızgınlık yaratır. Çocuklar bu iletileri anne babanın kendi-lerini yönlendirme ve isteğini yaptırma girişimi için kurnazlık olarak yorumlarlar. “Siz böyle söyleyince sanki ben daha çok mu çalışacağım?” gibi düşünürler. Övgü ise başkalarının yanında yapılıyorsa çocuğu utandırır. Aşırı övgü sonucunda çocuk buna alışır ve övülmeye gereksinim duymaya başlar.


    1. Ad takmak, alay etmek: Çocuğun benlik saygısı üzerinde olumsuz etki yapar.


    1. Yorumlamak, analiz etmek, tanı koymak: Bu durum çocuğun konuşmasını, kendi duygularını ifade etmesini engeller.


    1. Güven vermek, desteklemek, avutmak, duygularını paylaşmak: Anne babalar çocuklarının duygularını tam olarak anlamadıklarında ortaya çıkar. Böyle bir durumda sorun hiç yokmuş gibi algılanıp avutma eğilimine gidilir.”Üzülme yarın her şey düzelecek, kendini daha iyi hissedeceksin.” gibi mesajların verilmesi çocuğun önemsenmediği hissini verir.


    1. Soru sormak, sınamak, sorgulamak: Çocuk sorgulanıyor hissine kapıldığında bu durum onda güvensizlik, kuşku oluşturur.


    1. Sözünden dönmek, oyalamak, alay etmek, şakacı davranmak, konuyu saptırmak: Böyle iletiler yüzünden çocuk anne babasının onunla ilgilenmediğini, duygularına saygı göstermediğini; belki de onu dışladığını, dikkate almadığını düşünür. Çocuklar sorunlarını dile getirdiklerinde çok ciddidir. Şaka ve espriyle karşılık vermek onları incitebilir ve itilmişlik, kenara atılmışlık duygusunu verir.


    İletişimde bu yöntemleri kullanmak çocuk üzerinde şu etkilere neden olur


    1. Konuşmalarını engeller.


    2. Savunmaya geçirir, kavgacı yapar, karşı saldırıya yöneltir.


    3. Yetersiz olduklarını hissettirir.


    4. Kızdırır, küstürür.


    5. Oldukları gibi kabul edilemedikleri duygusunu uyandırır.


    6. Sorunlarını çözmede kendilerine güvenilmediğini hissettirir.


    7. Anlaşılmadıklarını hissettirir.


    8. Duygularının yersiz olduğunu hissettirir.


    9. Kızdırır, yılgınlığa uğratır.


    10. Sorgulanıyor duygusunu yaratır.


    11. Anne ve babasının kendisiyle ilgilenmediği duygusunu uyandırır.


    Peki, ne yapmak gerekmektedir. “Etkin dinleme yöntemi”ni kullanmak ve bencilini günlük konuşma dili haline getirmek tüm sorunları giderecektir,


    Birbirini anlayan ve kendini rahatlıkla ifade eden sağlıklı bir aile de mutlu ve huzurlu yaşam sürmek mümkün olacaktır.




  3. Ziyaretçi
    Bir ailede normal iletişim ve etkileşimi engelleyen durumları ise şu şekilde sıralamak mümkündür:
    • Aileyi ve bireyleri ilgilendiren konular üzerinde, derinlemesine konuşmadan kaçınma konuları yüzeysel konuşmalar ile geçiştirme,
    • Aşırı soru sorma, yersiz şüphe ve tereddüt gösterme,
    • Yapay ilgi gösterme,
    • Konuşmaya ve açıklama yapılmasına gerek duymadan, karşı tarafın hareketlerini, düşüncelerini yorumlama ve tahmin yürütme,
    • Geçmişteki üzücü ve tatsız olayları yerli yersiz sık sık gündeme getirme,
    • Sorulan soruları cevapsız bırakma ya da kısa cevaplar ile geçiştirme,
    • Bireyler üzerinde söz ile baskı kurmaya çalışma,
    • Abartılı bir şekilde onaylama veya reddetme,
    • Sık sık öneride bulunma veya kişisel düşünceleri kabule zorlama,
    • Suçlama, eleştirme, olumsuz değerlendirmeler yapma,
    • Emir verme, tehdit etme,
    • Samimiyetten uzak kalma, yalan söyleme,
    • Alay etme, küçük düşürmeye çalışma, fikirlere değer vermeme,
    • Olayların olumsuz yönlerini çıkarmaya çalışma,
    • Küçük hataları çok abartma,
    • Özveriyi devamlı karşı taraftan bekleme,
    • Ortak çalışmalara gereken önemi vermeme,
    • Karşıdakine kendini ifade etme imkânı tanımama.




  4. Gizliyara
    FoRuMaciL Security
    AİLENİN İŞLEVLERİ
    Ailenin işlevlerini yedi grup altında toplamak mümkündür. Bunları şu şekilde sıralamak mümkündür.
    • Ekonomik ihtiyaçları karşılamak,
    • Statü sağlamak,
    • Çocukların eğitimini planlamak,
    • Din eğitimi vermek,
    • Boş zaman faaliyetlerini gerçekleştirmek,
    • Aile üyelerinin birbirini korumasına yönelik ortamı hazırlamak,
    • Karşılıklı sevgi ortamı oluşturmak gibi işlevlerdir.
    Genel olarak bakıldığında, aile işlevlerinde aile içi iletişime, karşılıklı saygı ve işbirliğine büyük önem verilmekte olduğu kolaylıkla görülmektedir. Ailedeki işlevler, rol ve ilişkiler, ailenin psikolojik ve duygusal gücünü oluşturan, istikrarlı, uyumlu ve devamlılığı gerekli olan duyguları ortaya çıkarır. Ailenin işlevleri; kolaylaştırıcı, arabulucu, uyum sağlayıcı ve birbirlerinden farklı yetenek ve potansiyele sahip bireyler için koruyucu bir sistem olarak görüldüğünde, ailenin asıl görevlerinin üyelerinin kapasitelerini geliştirmek, çocukların sosyalleşmelerini sağlamak, aile fertlerinin işlevselliklerini sürdürdükleri organizasyonların taleplerini karşılamada onlara yardımcı olmak, ailenin refahı için gerekli olan fiziksel ve ruhsal çevreyi oluşturarak üyelerin doyum sağlamasını temin etmek olarak sıralanabilir.
    İşlevlerini bir bütünlük ve beraberlik içinde yerine getiremeyen aileler, sağlıksız ailelerdir. Bir grubun ideal bir şekilde tüm işlevlerini yerine getirebilmesi, grubun iç dinamiğine bağlı olduğu kadar, dış dünya ile ilişkilerine de bağlıdır. Sağlıksız ailenin temelinde birbiri ile anlaşamayan, farklı ego ideallerine sahip olan, aralarında iyi bir iletişim ve etkileşim kuramamış olan eşlerin bulunması söz konusudur. Sağlıklı aile göstergeleri olarak, karşılıklı saygı, işbirliği, eve, çocuklara ve yakın dostlara karşı sorumlu davranma gibi öğeler ön plana çıkmaktadır. Öte yandan aile içi ilişkiler ve dinamikler çok büyük önem taşır. Çünkü bunların olumlu veya olumsuz olması ailenin işlevlerini yerine getirmesinde veya getirmemesinde belirleyici olmaktadır. Ailenin sağlıklı veya sağlıksız olması sosyo-ekonomik özelliklerine, toplumdaki hizmet ve olanaklarına, aile üyelerinin genetik özelliklerine, kişiliklerine, aile içi ilişkilerin dinamik yapısına bağlıdır.
    Bir ailenin işlevleri daha yakından incelendiğinde belli bazı kavramların öne çıktığı görülmektedir. Bu kavramlar aslında aileyi aile yapan kavramlardır. Söz konusu bu kavramlar sayesinde aile bireyleri birbirleri ile kaynaşmakta ve birbirlerine sıkı sıkıya bağlanmaktadırlar. Söz konusu bu kavramları kısaca ve ana hatları ile, duygu, duygusal bağ, bireyin kendisine saygısı, bireyin bireysel kimlik kazanması, ekonomik alanda aile gelirinin yasal ve ahlaki alandan ayrılmadan artırılması, yaşamı, yaşam düzeyini artırarak sürdürmeye dönük gayret gösterilmesi bu anlamda ailenin yiyecek, barınma, bakım vb ihtiyaçlarının giderilmesi çalışmaları; sosyalleşme alanında kişilerarası ilişkilerin, sosyal becerilerin kurulması ve geliştirilmesi; rekreasyon alanında boş zaman etkinliklerinin düzenlenmesi; eğitim alanında çocukların ilgi ve yeteneklerine uygun meslek seçiminin sağlanması, eğitim düzeyinin artırılması, içinde bulunulan ortama uyum sağlayabilme becerisinin verilmesi, yeni rollere ve stres altında değişen sorumluluklara uyum sağlama kapasitesinin artırılması, çevreye tepki vermedeki değişim becerisinin geliştirilmesi; ailenin bütünlüğünün korunması ve geliştirilmesi, duygusal bağlanmanın derecesinin ayarlanması, uyum sağlayabilme yeteneğinin kazandırılması ve geliştirilmesi, güç kullanımı ve paylaşımının öğretilmesi, anlaşma ve uzlaşma biçimlerinin anlatılması ve öğretilmesi, bir ailede ve yaşamda bireyin oynayabileceği rollerin anlatılması, kuralların ve karar verme süreçlerinin öğretilmesi; her aile üyesinin denediği bağımsızlık ve özgürlük ile ilgili etkinliklerin düzeyinin otokontrolünün sağlanması, duygusal bağların, duyguların ifadelerin sınırlarının belirlenmesi, işbirliği kurmanın, zaman, mekan kullanımının, arkadaşlar, ilgiler ile ilgili beceri ve bilgilerin verilmesi; her ailede görülen, aileye yeni bir üyenin gelmesi, bir üyenin eksilmesi, üyelerden birinin hastalanması gibi herhangi bir değişikliğin aile ilişkilerinde ortaya çıkaracak yeni düzenlemelere aile bireylerinin hazırlanması şeklinde sıralamak mümkündür.
    Ailenin işlevlerine ilişkin olarak yukarıda ana hatları ile verilen kavramlardan birisi olan geçiş dönemleri kimlik çatışmalarını yeniden ortaya çıkarır, çünkü kimlik aile içindeki rolle yakından ilişkilidir. Geçişin zamanlaması önemlidir. Geçiş beklendik yani normatif - yavaş olabildiği gibi, beklenmedik yani kriz şeklinde- ani de olabilir. Geçişler genellikle fark edilirler ya da önceden bilinirler. Beklenen değişimlere ailenin hazırlanması, geçişin başarılı olmasını sağlar. Öngörülemez hızlı ve dramatik değişimler ise çoğu kez ailede bir krize neden olurlar ve yine çoğu kez ailede böyle bir dönemin arkasından bir stabilizasyon yani durgunluk dönemi gelir.
    Ailede geçiş olduğunda rol gerilimi konusu daha fazla önem kazanır. Rol gerilimi kısaca ailede bireyin rolünün gereğini yapmakta güçlük çekmesi demektir. Bu durumda yani rolünü gerçekleştirmede güçlük çeken bireylerin varlığında aile geçişlerde daha büyük sorunlar yaşar. Rol gerilimi, geçişi başarı ile sağlayan aileler örnek alınarak, geçiş dönemlerinde kültürün bulduğu çözümlerden, ritüellerden yararlanarak yani gelenek ve göreneklere bakarak, roller netleştirilerek ve roller üzerinde fikir birliği sağlanarak ve nihayet rollerin gerekleri belirli aralıklarla yeniden gözden geçirilerek daha kolay aşılabilir

+ Yorum Gönder


Hızlı Cevap Hızlı Cevap


:
olumlu ve olumsuz iletişim diyalogları,  olumsuz iletişim diyalogları,  olumlu iletişim diyalogları,  olumlu ve olumsuz diyalog