+ Yorum Gönder
Bölge bölge Türkiye ve Ege Bölgesi Forumunda Manisanın Alaşehir İçesi Tanıtımı Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Mineli
    Devamlı Üye

    Manisanın Alaşehir İçesi Tanıtımı









    Manisanın Alaşehir İçesi

    Kelime kökeni
    Tarihçi İbn-i Bibi'nin Filadelfiya adını kullanmadan Alaşehr adını vermesi, bu beldenin 12. yüzyılın başından (Büyük Selçuklu Devleti'nden) itibaren bu isimle anıldığını göstermektedir. Gerçeği yansıtmayan bir söylentiye göre Yıldırım Beyazıt, yüksek bir tepeden şehre bakmış ve "Ne Âlâ Şehir" diyerek, kentin Filadelfiya olan isminin Alaşehir olarak değişmesine neden olmuştur. Bir başka söylentiye göre de; şehir surlarının siyah ve beyaz taşlardan oluşması Alaşehir denilmesine neden olmuştur.

    Coğrafya
    Alaşehir İlçesi, İç Ege Bölgesinde, Batı Anadolu'daki doğu-batı yönlü ovalardan biri olan Gediz ovasının doğu kesiminde bulunmaktadır. Yüzölçümü 977 km².dir.

    Alaşehir ilçe merkezi 28 derece 31 dakika 38 saniye doğu boylamı, 38 derece 21 dakika 41 saniye kuzey enlemi üzerinde bulunmaktadır

    İlçe merkezinin deniz seviyesinden yüksekliği 189 metredir.

    Yeryüzü şekilleri
    İlçe, Alaşehir çayının da içinden aktığı bir grabenden ve bunu güneyden ve kuzeyden sınırlayan oldukça yüksek plato ve dağlardan ibarettir. İlçenin coğrafi alanı içerisinde dört önemli jeomorfolojik ünite bulunmaktadır. Bu jeomorfolojik üniteler güneydeki Bozdağlar kütlesi, kuzeyindeki Uysal dağları kütlesi ve bu iki dağ kütlesi arasındaki Alaşehir ovası ve güneydoğusundaki engebeli Uluderbent çayı vadisidir.

    Bozdağların ortalama yükseltisi 1000-1100 m kadar olan plato yüzeyleri üzerinde bazı yerlerde yükseltisi 2000 m'yi aşan doğudan batıya doğru Dindarlı Dağları (1040 m), Çaldağı (1430 m), Karaöküz Dağı (1396 m), Hacıalikarlığı (1839 m), Gözlüğbaba Dağı (1879 m), Çulha Dağı (1555 m), Karadağ (1400 m) ve Kartal Tepe (2070 m) gibi yüksek doruklar bulunmaktadır. Genel olarak 1000 m yükseklikte bulunan kuzeydeki dağlık kütleyi ise, doğudan batıya doğru sırasıyla Uysal Dağları (1311 m), Umurbaba Dağı (1555 m), Karadağ (1108 m) ve Kaysan Tepe (1135 m) oluşturmaktadır.

    Gediz Nehrinin bir kolu olan Alaşehir Çayı'nın içinden aktığı Alaşehir Ovası, doğuda Kocaçay'ın dar bir yarma vadiden çıkıp ovaya dahil olduğu kesimden başlamakta, Alaşehir çayının Gediz nehrine kavuştuğu Salihli ovasına kadar devam etmektedir. 8 ilâ 15 km genişliğindeki ova verimli topraklara sahiptir. Alaşehir çayının kuzeyden güneye doğru akan önemli bir deresi olmamasına karşın güneyde Alaşehir Derbendi, Buldan Derbendi, Sarıkızçayı, Zeytin Çayı, Avra Çayı, Şahyar Deresi, Alkan Çayı, Kurudere, Değirmendere ve Göbekli Deresi gibi güneyden kuzeye doğru akan dereleri vardır.

    Gediz grabeninin doğu bölümünü oluşturan Alaşehir çayı vadisi, Batı Anadolu Fay kuşağı içerisinde deprem riskinin yüksek olduğu bir sahadır. Kandilli Rasathanesi kayıtlarına göre 28 Mart 1969 tarihinde 6.5 büyüklüğünde bir deprem meydana gelmiş; bu depremde 68 kişi ölmüş, 4651 konutta yıkılmış veya çok ağır hasar görmüştür.

    İklim
    İlçede Akdeniz ikliminden karasal iklime geçiş özelliği gösteren bir iklim egemendir. Genel olarak ılıman bir iklimin geçtiği Alaşehir’de yaz ayları oldukça sıcak ve kurak geçer. Yazın bölgede sıcaklığın 40 dereceye kadar çıktığı görülür. Kışın yıllık yağış ortalaması 500 mm3 olup, yağışların büyük bir kısmı kış aylarında düşer.

    Ekonomi
    İlçe ekonomisi tarım, hayvancılık, sanayie dayalıdır. Yetiştirilen başlıca tarımsal ürünler, üzüm başta olmak üzere, tütün, pamuk, tahıl, armut ve zeytin yetiştirilir. Hayvancılıkta sığır ve koyun yetiştirilir. İlçede ayrıca 60 üzüm ihracatı yapan firma, 40 üzüm işletmesi, Tariş Üzüm Entegre Tesisleri ve Suma Fabrikası ile Sarıkız Maden Suyu Fabrikası bulunmaktadır.

    Tarih
    Bergama dönemi
    Filadelfiya ismi Türkçe'de, ‘kardeş sevgisi' anlamına gelir. Filadelfiya'nın kuruluşu Attaloslar Kralı Attalos II'ye dayanır. M.Ö. 159 yılından başlayarak başkent Bergama Krallığı'nın yönetimine geçen II. Attalos, kurduğu şehirlerle ve kültüre verdiği destekle ün yapmıştır. Turizm şehri Antalya da II. Attalos tarafından kurulmuştur ve Attaleia (Tr. "Attalos şehri") denilmiştir. Attalos kendisinden önceki kral olan ağabeyi Eumenes'i çok seviyordu. II. Attalos bu sebepten "kardeşini seven" diye çevrilebilen "Filadelfus" lakabıyla bilinirdi. Filadelfiya şehrinin madeni paraları da birbirine tıpatıp benzeyen bu iki kardeşin görüntüsünü taşır. Onların birbirlerine duydukları kardeş sevgisi de yeni kurulmuş olan şehrin adında ifadesini bulmuştur.

    William Barclay'a göre bu yeni yerleşimin amacı, bir Grek kültür merkezi olarak komşuları Misya, Lidya ve Frigya'yı etkilemekti. Bu konuda öylesi bir başarı sağlandı ki, Lidya halkı M.Ö. 19'da yalnızca Grekçe konuşmaya hatta kendilerini Grek hissetmeye başladılar. Bununla Filadelfiya kenti, Yunan edebiyatının ve biliminin barışçı bir şeklide yayılmasının başlangıç noktası oldu.

    Roma dönemi
    Bugün Alaşehir adıyla bilinen Filadelfiya, Sart'ın yaklaşık 50 km kadar güneydoğusunda, geniş bir volkanik ovanın kenarında kuruluydu. Zamanla sönmüş yanardağların izleri ve her tarafa bıraktığı tüfü hala görülebiliyordu. Bu sayede Alaşehir Ovası çok verimli topraklara sahip oldu. Alaşehir antik dönemden bugüne kadar bağcılıkla ün kazanmıştır. Öte yandan yörenin bu yapısı büyük tehlikeleri de içeriyordu. Filadelfiya'daki deprem izleri başka yörelere göre daha yoğundu. M.S. 17'de Sart'ın yanısıra on kenti yıkan korkunç depremin sarsıntıları başka yerlerde sona ererken, Filadelfiya'da yıllar sonra dahi hissedilmeye devam etti. M.Ö. 63 yılında Amasya'da doğan ünlü coğrafyacı Strobo Filadelfiya'ya "deprem şehri" lakabını vermişti. Gerçekten de Filadelfiya'da hemen her gün artçı şoklar hissediliyordu. Şehir halkının büyük bir kesimi yeni sarsıntılardan ve yıkıntı taşlarından korktukları için açık arazide çadırlarda kalmayı tercih ediyordu.

    Korkunç depremden sonra Roma imparatoru Tiberius, Sart'a yaptığı yardım gibi Filadelfiya'ya da yardım etti, şehir halkı onun onuruna şehrin adını "Kayser'in yeni şehri" anlamında Neocaesaria olarak değiştirdi. Yıllar sonra imparator Vespusyan Flavius'un döneminde tekrar isim değişikliği oldu. Bugünkü Alaşehir bir süre için Filavya adını taşıdı.

    Bizans dönemi
    Bizans döneminde önemli bir askeri üs olan kent, bir süre Arap saldırılarına uğramıştır. Zaman içerisinde yaşanan depremlerle kentteki yapılar hasar görmüştür.

    Selçuklu dönemi
    Malazgirt Savaşı (1071) sonrasında yöreye gelen bazı Türkmen boyları buraya yerleşmiştir. Alaşehir, Selçuklular ile Bizanslılar arasında sık sık el değiştirmiştir. Kentin adı Selçuklular döneminde Türkmenler tarafından Alaşehir olarak adlandırılmıştır.

    Anadolu Beylikleri dönemi
    Kent, Selçukluların yıkılmasından sonra Saruhanoğulları Beyliği'nin egemenliği altına girmiştir.

    Osmanlı dönemi
    Yıldırım Beyazıt tarafından 1391'de Osmanlı topraklarına katılmıştır. Timur istilasından sonra yaşanan Fetret Devri sürecinde, 1402'de yeniden Osmanlı topraklarına dahil olmuştur. 19. yüzyılda Aydın Vilayeti'nin Saruhan Sancak'ına bağlı bir kasaba olan Alaşehir, Cumhuriyetin İlanı'na kadar Aydın İli Manisa Sancağına bağlı kalmıştır.

    Kurtuluş Savaşı dönemi
    I. Dünya Savaşı'ndan sonra Mondros Mütarekesi’ne dayanılarak başlatılan Ege’deki Yunan işgaline karşı direnişi örgütlemek amacıyla, Erzurum Kongresi’nden kısa bir süre sonra Alaşehir Kongresi (16 –25 Ağustos 1919) yapılmıştır. Bu kongrenin toplanmasına Balıkesir eski Mutasarrıfı Hacı Muhittin Bey’in önemli katkıları olmuştur. Bu kongrenin Erzurum ve Sivas Kongrelerinden farkı, sivil memurlar ve yerel eşrafın önderliğinde toplanmasıdır. Bu kongre ile Alaşehir'in Anadolu’da Kuvva-yı Milliye’nin örgütlenmesinde katkısı olmuştur.

    15 Mayıs 1919'da İzmir'e giren Yunan ordusu 24 Haziran 1920'de Alaşehir'e varmış, 5 Eylül 1922 tarihinde Türk ordusu tarafından geri alınmıştır. Milli Mücadele'de işgalci Yunanlılara karşı baş kaldıran ve bu amaçla milis teşkilatları kurarak direnen ilk şehirlerimizden birisi Alaşehir‘dir .

    Türkiye Cumhuriyeti dönemi
    Cumhuriyetin ilanından sonra Manisa iline bağlı ilçe konumunu sürdürmüştür.

    Alaşehir'den günümüze gelebilen tarihi eserler arasında ; Philadephia (Aziz Yuhanna) Kilisesi, Yıldırım Beyzıt Camisi, Şeyh Sinan Camisi, Güdük Minare Camisi, Yağhane Camisi, bulunmaktadır.

    Kültür
    Filadelfiya Kilisesi

    İncil de adı geçen yedi kilisenin yediside bugünkü Türkiye toprakları içindedir. Filadelfiya Kilisesi de bunlardan biridir.

    Alaşehir Pergamon Kralı II. Attalos (M.Ö. 150-138) tarafından kurulmuş olup, o dönemdeki ismi Filadelfiya'dır. Bergama Krallığı zamanında önemli bir kent olan Filadelfiya, Roma döneminde de önemini korumuştur. Roma döneminde daha da gelişen kent M.S. 40 yıllarında Hıristiyanlığın yaygınlaşması ile birlikte Pavlus'un müritlerinin toplandığı bir yer olmuştur. Filadelfiya Kilisesi, Pavlus döneminde kurulmuştur.








  2. Mineli
    Devamlı Üye





    Manisanın Alaşehir İlçesi görselleri






  3. Harbikız
    Üye
    Alaşehir Manisa iline bağlı ilçe ve bu ilçenin merkezi olan kent. Gözlübaba Dağı eteklerinde, Uşak-Manisa-İzmir demiryolu üzerindedir. Büyük Menderes Vadisi'ni Gediz'e bağlayan ve Sarayköy yakınından başlayan karayolu buradan geçer ve Salihli yakınında Uşak-İzmir şosesine kavuşur. İlçede tahıl, pamuk, tütün, zeytin, incir yetiştirilir; hayvancılık ikinci derecede önemlidir. Sanayi daha çok gıda üzerinde yoğunlaşmıştır. Ayrıca bir de cıva işletmesi bulunur. İlçenin yüzölçümü 977 km2, ilçe nüfusu 99.355, merkez nüfusu 45.277 (1997).




+ Yorum Gönder


Hızlı Cevap Hızlı Cevap


: