+ Yorum Gönder
Çocukların Forumu ve Çocuk Çizimleri Yazılar Forumunda Hayvanları tanıyalım | Çocuklara Faydalı Bilgiler Konusunu Okuyorsunuz..
  1. RüzgarGülü
    Devamlı Üye

    Hayvanları tanıyalım | Çocuklara Faydalı Bilgiler








    Hayvanları tanıyalım

    Çitalar


    Çitalar ince, uzun gövdeleri ve bacakları ile narin bir kediye benzer. Ama sakın aldanmayın bu görüntüye. Altında son derece güçlü kaslar ve esnek bir vücut yapısı vardır. Diğer vahşi kedilerden farklı olarak çitanın deyim yerindeyse ağzı var dili yoktur. Yani kükremez ya da hırlamazlar. Erişkin çitalar 39- 65 kilogram gelirler. Çitalar etobur hayvanlardır, yabani tavşanları, ceylanları, buzağıları yiyerek beslenirler. Dünya üzerindeki en hızlı memeli hayvandır.

    Çitaların hızları
    Çitaların hızları saatte 113 kilometreye kadar çıkabilir. Avlarını yakalamaya yarayan çok keskin gözlere sahiptirler. Bazen yüksek yerlere çıkıp avlarını saatlerce gözlerler. Avlarını tespit ettiklerinde ise yavaş yavaş avlarının yanına sokulmaya başlarlar. Vücutlarını saklayarak avlarının yanına kadar sürünerek giderler. Kürklerindeki benekler sayesinde kamuflaj sağlayarak fark edilmeden avlarına yaklaşırlar. Ani bir hareketle avlarının üzerine atlayıp avlarını boğazından yakalarlar. Eskiden Asya ve Afrika kıtalarında yaygın halinde bulunan bu muhteşem hayvanların sayısı gitgide azalmaktadır. Yaşam alanlarının insanlar tarafından zaman içinde harap edilmiş olması yüzünden bu hayvanların geleceği tehlike altındadır.







  2. RüzgarGülü
    Devamlı Üye





    Atlar

    Dünyadaki atların çoğu evcilleştirilmiştir. Vahşi atlar ise çoğunlukla Moğolistan’ın geniş bozkırlarında yaşamaktadırlar. Bu atlar Przewalski (pır-ze-vals-ki) atları adıyla anılmaktadır. Ancak bölgedeki aşırı avlanmalar yüzünden bu hayvanların sayısı oldukça azalmıştır. Yine insanların koyun, sığır gibi hayvanlarını otlatmak amacıyla vahşi atların yaşam alanına getirmesi de bu hayvanların besin kaynaklarının gitgide tükenmesine sebep olmaktadır.

    Fiziksel Özellikleri
    Vahşi atlar evcil türlere göre daha küçüktürler. Ağırlıkları 200 ila 340 kg. arasında değişir. Yerden yükseklikleri ise 120 cm. civarındadır. Vücutları şişmanca, kafaları da biraz büyüktür. Evcil atlara göre daha kalın ve koyu bir yeleleri vardır, bacakları ise daha kısadır. Ömürleri yaklaşık 20 yıldır.




  3. RüzgarGülü
    Devamlı Üye
    Baykuşlar


    Baykuşlar geceleri ortaya çıkan ve tüm kıtalarda görülebilen yırtıcı kuşlardır.

    Tipik Özellikler
    Baykuşlar geceleri ortaya çıkan ve tüm kıtalarda görülebilen yırtıcı kuşlardır. Bir bakıma kısa boyunlu şahinlere benzerler, ama gözleri içeri değil dışarı doğrudur. Bunun yanında gözlerini çevreleyen ve tüylerle kaplı halkalar vardır. Bu garip özelliklerinden dolayı dışardan bakıldığında çok zeki bir görünüme sahiptirler, bu yüzden olacak ki baykuş bilgeliğin sembolüdür. Gün ışığında kısmen görebilirler, ancak gözleri aslında gece görüşü için dizayn edilmiştir ve baykuşların çoğu günü mağaralarda veya ağaç oyuklarında uyuyarak geçirirler. Tüyleri o kadar yumuşak ve kabarıktır ki uçtuklarında neredeyse hiç ses çıkarmazlar.

    Baykuşların boyutları bulundukları yere göre çeşitlilik gösterir. Örneğin ABD’nin güney batısında bulunan pigme baykuşları yalnızca 15 cm. boyunda iken, Avustralya’daki atmaca baykuşlarının boyları 60 cm.’ye, kanatlarını açtıklarında ise 1.5 m.’ye çıkabilmektedir.

    Baykuşların çoğu diğer hayvanların – özellikle şahinlerin – terk ettiği yuvalara el koyar ve yerleşirler. Hatta bazıları köpek kulübelerini bile gasp edebilirler!

    Baykuşların Beslenmesi
    Baykuşlar kara kaplumbağaları, kemirgenler, kurbağalar, böcekler ve küçük kuşlarla beslenirler. Yani baykuş türlerinin çoğu küçük memelilerle beslenirken, tropik bölgelerde yaşayan türler daha çok böcek yakalama konusunda uzmanlaşmışlardır. Bazı büyük baykuşlar ise küçük bir geyiği bile avlayabilir! Bunun yanında balıklarla beslenen baykuşlar da vardır.

    Kuzey Amerika’da bulunan büyük boynuzlu baykuş, korkusuz bir avcıdır. Büyük hayvanlara saldırır, özellikle tavşanlara

    Baykuşların Kendini Koruması
    Orta boydaki ve büyük baykuş türlerinin tümü kendisine çok yaklaşan herhangi bir canlıya hiç tereddüt etmeden saldırır, insanlara bile. Genellikle ayaklarındaki pençelerle davetsiz misafirlerinin yüz ve gözlerine doğru saldırırlar. Baykuş saldırılarından dolayı gözlerini kaybeden insanlarla ilgili pek çok dosya vardır. Tabi bir de vahşilikleri ile ünlü büyük gri baykuşlar vardır. Bunlar özellikle yuvaları ve yavruları tehlikede olduğu zaman büyük bir gayretle onları korurlar.

    Baykuşların Üremesi
    Baykuşlar bir seferde bir ila onüç yumurta yumurtlarlar. Bu sayı mevsime ve baykuşun türüne göre değişir, ama genellikle üç veya dörttür. Yumurtaları yuvarlak ve beyazdır, bazen üstlerinde lekeler bulunabilir.

    Kuluçka dönemi dişi baykuş ilk yumurtayı yumurtladığında başlar ve birçok baykuş türünde bu süre 30 gündür. Yumurtlama süresinin birkaç gün sürdüğü düşünülürse, yavruların yumurtadan çıkma süresi de buna göre birkaç günde gerçekleşir. Bu yüzden yuvada bulunan her bir yeni doğmuş yavrunun büyüklüğü farklıdır. Daha önce doğan büyük yavrular genellikle annelerinden kardeşlerine göre daha fazla yiyecek alırlar. Ancak çoğu zaman bir yuvadaki tüm yavruların hayatta kalması zordur, özellikle yiyecek de yeterli değilse.

    Bir yavru baykuş hayatının ilk günlerinde tamamen yalnız başınadır. Yumurtayı ilk kırmaya başladığı anlarda ebeveynleri tarafından fark edilmezse dışardan gelebilecek saldırılara karşı savunmasız kalabilir. Çoğu zaman yavrulardan en küçüğü aç kalır, hatta kardeşleri tarafından öldürülür. Bu olay dışardan bakıldığında çok zalimce görülse de aslında tüm ailenin hayatta kalabilmesi ve soyunu devam ettirebilmesi için gereklidir. Yeni doğan kuşak sadece eldeki yiyecek imkanlarına göre hayatını devam ettirmekte ve yetişkin olunca da yuvadan ayrılıp ayrı bir döl meydana getirebilmektedirler. Eğer tüm yavrular eşit miktarda yiyecek ile beslenselerdi ilerde hepsinin aç kalıp ölme, dolayısıyla ailenin tüm bireylerinin ortadan kalkma riski olabilirdi.




  4. RüzgarGülü
    Devamlı Üye
    Koalalar


    Koalaların yaşam alanlarının dörtte üçü harab edilmiş durumda. Geriye kalanları kurtarmaya çalışan gönüllüler var… Koalalar eskiden kürkleri için öldürülürlerken yeni kanunlar ve duyarlı kişiler sayesinde artık koalalar koruma altında…

    Koalalar keseli hayvanlardır
    Koalalar keseli hayvanlardır ve kangurularla akrabadırlar. Anne koala bebeğini kesesinde taşır. Yenidoğmuş koalalar çok küçüktürler. Bebek koalalalar doğduklarında görme, işitme duyuları gelişmemiştir. Doğar doğmaz annelerinin keselerine yerleşişirler. Bu işlem için içgüdülerini koku ve dokunma duyularını kullanırlar. 7 ay boyunca bu kesede kalırlar ve güvenli bir şekilde gelişimlerini tamamlarlar. Bebek koala 6 haftalık olduğunda anne koala barsakları yardımıyla özel bir sıvı üretmeye ve sütün yanında bu sıvı ile bebeğini beslemeye başlar. Bu sıvı bazı bakterileri içerir ve bebek koalanın okaliptus yapraklarını sindirmesine yardımcı olur. 7 aylık olduklarında keselerinden ara ara çıkıp kendi kendilerine beslenmeye başlarlar. 1 yaşına bastıklarında annelerinin sütünü içmeyi kesip sadece okaliptus yapraklarını yemeye başlarlar.

  5. RüzgarGülü
    Devamlı Üye
    Yunuslar


    Yunuslar balık gibi görünebilirler, ancak onlar da tıpkı bizim gibi nefes alıp veren memelilerdir.

    Fiziksel Özellikler
    Yunusların yaklaşık 7.5 cm uzunluğunda büyük burunları vardır. Kafalarının üzerinde solunumlarını sağlayan delikler bulunur. Memeli oldukları için belli aralıklarla su yüzeyine çıkarak nefes almaları gerekir. Başları ile burunları arasında bulunan ses telleri sayesinde yunuslar birçok değişik ses çıkarabilir. Bunun yanında yunusların çok hassas bir işitme duyusu vardır. Bilim adamlarına göre sesler, yunusların alt çenelerindeki iç kulak ile beyne iletilerek analiz edilir.

    İletişim
    Yunusların çıkardığı bu sesler sizde bir rock grubu izlenimi yaratabilir! Gerçekten de bu hayvanlar o kadar değişik sesler çıkarırlar ki, kendi “müziklerini” yaptıkları söylenebilir. Bu sesler tıpkı şişmiş bir balonun havası inerken çıkardığı seslere benzer. Yunusların birbiriyle iletişim kurmak için kullandığı tek yöntem bu değildir. Kuyruklarını suya vurarak, suyun üstünde taklalar atarak ve dişlerini gıcırdatarak da birbirlerine mesajlar gönderirler.

    Peki bu mesajlarla ne demek isterler? Yunuslar genelde sürüler halinde yaşadıkları için, zaman zaman birbirlerini etraftaki tehlikelere karşı uyarma ihtiyacı duyarlar. Seslerini bunun için kullanabilirler.

    Ancak bizim duyamadığımız sesleri daha da önemlidir. Çünkü yunuslar, bu yüksek frekanslı sesleri, suyun yankılanma özelliğini de kullanarak uzun mesafeli mesajlar gönderebilirler. Böylece uzakta bulunan yunus, gelen mesaj sayesinde kendisine yaklaşan tehlikenin ne olduğunu kolayca anlayabilir.

    Peki insanların yunuslarla iletişim kurması mümkün mü? Bazılarına göre bu sorunun cevabı evet. Onlara göre eğer yunuslar bir insan tarafından eğitilebilirse, o zaman bu sesler yerine gerçek kelimelere tepki vermesi sağlanabilir. Ancak bilim adamları bu inanışa karşı çıkmaktalar

  6. RüzgarGülü
    Devamlı Üye
    Zebralar


    At ailesinin çizgili üyeleri arasında en bilindikleri olan zebralar, Doğu Afrika’nın çalılıklarında “haremler” halinde yaşarlar (yani birkaç dişi ve onları kontrol eden bir erkek halinde) ve yalnızca ot ile beslenirler. Dünya üzerinde üç zebra türü vardır. Şu anda bu türlerin hiçbiri tehdit altında değildir.

    Zebraların Fiziksel Özellikleri
    Zebraların baştan kuyruğa olan uzunluğu 230 cm. dir. Omuzlarının yerden yüksekliği ise 140 cm. kadardır.

    Bu kısa bacaklı ve biraz “şişko” atların en belirgin özellikleri, vücutlarındaki siyah – beyaz çizgilerdir. Bu çizgiler de tıpkı kaplanlarda olduğu gibi her bir hayvan için farklılık gösterir. Boyun kısmında boyuna olan bu çizgiler, vücudun arka kısımlarında çaprazlaşır, bacaklarda ise eninedir.

    Zebraların Davranışları
    Zebralar “sosyal” hayvanlardır – kulakları ve kuyruklarını kullanarak, hatta sesler çıkararak birbirleriyle iletişim kurarlar. Her bir zebra grubu birkaç dişi ve bir erkekten, yani bir haremden oluşur. Haremdeki dişiler tüm yetişkinlik hayatları boyunca aynı harem içinde kalırlar. Kuraklık zamanlarında haremler bir araya gelerek büyük topluluklar oluştururlar ve başka alanlara göç ederler.

    Zebraların Üremeleri
    Erkekler haremlere sahip olabilmek için mücadele ederler. Çiftleşme, yılın her zamanında olabilir (genellikle yağmurdan sonra). 370 günlük bir gebelik döneminden sonra bir tek yavru dünyaya gelir. Yavru, doğumdan sonraki 1 saat içinde yürümeye başlayabilir. Çok sağlıklı bir dişi doğumdan hemen sonra çiftleşmeye hazırdır. Diğerleri ise 2 yıl ağırlıkla doğum yaparlar. Anne yavrusunu doğumdan sonraki birkaç gün boyunca gruptan uzak tutar. Yavrular 8-13 aylık olana kadar anne bakımına ihtiyaç duyarlar. 3 yaşında ise tamamen olgunlaşırlar. Ancak hiçbir erkek 6 yaşına gelene kadar bir harem savunacak kadar güçlü değildir.

    Zebraların Evrimi
    Zebralar hepimizin bildiği gibi atlarla çok yakın akrabadırlar. Tıpkı atlar gibi, zebraların da iş gören yalnızca bir tek ayak parmakları vardır. Zebraların bundan 2 milyon yıl önce yaşayan atalarının ön ayaklarında üçer, arka ayaklarında ise dörder ayak parmağı bulunduğu bilinmektedir. Ayrıca bu hayvanların tıpkı kedi ve köpeklerdeki gibi patileri bulunmaktaydı. Atlara ve zebralara göre daha küçüktüler. Ormanlarda yaşıyorlardı. Ormanlar azalıp da düzlükler artınca hızlı koşabilmeleri için evrimleşerek uzun bacaklı hayvanlar haline geldiler. Zamanla ayak parmaklarını da kaybettiler ve bugünkü hallerini aldılar.

+ Yorum Gönder


Hızlı Cevap Hızlı Cevap


: