+ Yorum Gönder
Atatürk Forumu ve Atatürk Resimleri Forumunda Sporu Seven Atatürk | Atatürk'ün Spor İle İlgili Resimleri Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Uğur Baki
    Devamlı Üye

    Sporu Seven Atatürk | Atatürk'ün Spor İle İlgili Resimleri









  2. senceee_1981
    Üye





    Çok güzel resimler sağol Uğur Baki sen mucizesin.




  3. RüzgarGülü
    Devamlı Üye
    Atatürk ve spora olan ilgisi




    İşgalci güçlerle maç yapan İstanbul takımları Atatürk’ü futboldan uzaklaştırdı



    Gazeteci ve eski spor spikeri Doğan Yıldız “Zeki, Çevik ve Ahlaklı Sporcu: Atatürk” kitabında Ulu Önder’in sporcu kişiliğini ön plana çıkardı



    Yüzmeden güreşe, bilardodan kürek çekmeye kadar birçok spora tutkun olan Atatürk, futbola daima mesafeli oldu. Galatasaray ve diğer İstanbul takımlarının işgal güçleriyle maç yapması ve samimi pozlar vermesi Atatürk’ü çok üzüyordu. Mütareke yıllarında işgalci güçlerle maç yapmayan Fenerbahçe’ye ise Atatürk her zaman sempati duydu



    Atatürk’ün devrimleri arasında her nedense “spordaki devrimleri” hep geride kaldı. Oysa ki Atatürk, gerçek bir spor inkılapçısıydı. Türk kadını ilk kez onun çalışmalarıyla 1926’da gerçek anlamda spora dahil olurken, dünyadaki kadınlar Olimpiyatlara ancak 1928 yılında kabul edildi. Fransızların ünlü spor gazetesi “L’auto”, Atatürk’ün sporcu yönünü şu satırlarla duyurdu: “Dünyada ilk defa beden eğitimini mecburi kılan devlet adamı oldu. Yalnız kağıt üzerinde nutuklarla değil, bunu bilfiil stadyumlar ve spor merkezleri yaptırarak üzerine getirdi”



    Mustafa Kemal, çağdaş Türkiye Cumhuriyeti’nin sporda da varolduğunun duyurulmasını için 1924 Paris Olimpiyatları’na katılma kararı aldı. 3 atlet, 3 bisikletçi, bir eskrimci, 4 güreşçi ve 19 futbolcu ile gidilen Paris’te, Türk sporcular başarılı olamadılar. Atatürk, mümkün olduğu kadar hem katılımcı, hem de izleyici olarak sporla ilgilendi. Atatürk’ün yaptığı sporlar arasında şunlar sayılabilir: Güreş, binicilik, atıcılık, yürüyüş, avcılık, jimnastik, yüzme, kürek, bilardo, eskrim, yat, satranç, briç, dans



    Pehlivan Atatürk

    Doğan Yıldız, araştırmasında Atatürk’ün tüm sporlar arasında en büyük ilgiyi güreşe gösterdiğini belirtiyor. Atatürk’ün gerek Kurtuluş Savaşı öncesi, gerekse de sonrasında düzenlediği güreş müsabakalarının yanı sıra, kendi tutuştuğu ve kapıştığı güreşler de var. Atatürk’ün bir güreş anısını ise Sıtkı Koraltan, babası Refik Koraltan’ın ağzından şöyle anlatıyor: “Atatürk bir gün, kuvvetten, güreşten ve pehlivanlıktan bahsederken kendisine güreş teklifinde bulunmuş. Bir süre sonra, babamın çekinerek işi hafif tuttuğunu sezen Atatürk, ‘Ciddi güreş yapalım’ demiş. Emrini ‘Yüklen yahu’ diyerek tekrar edince, babam, ‘Ne ısrar ediyorsun Paşam, Cihan’ın sırtını yerine getiremediği bir kahramanın sırtını ben mi yere getireceğim?’ diye cevap vermiş”



    Denizi çok seven Atatürk, “1 Temmuz Kabotaj Bayramı” deniz şenliklerinde kürek yarışlarını izlemek için yarış saatlerinden önce Ertuğrul yatı ile Moda koyuna hareket ederdi. Atatürk, bir gün teknelerden “fıtayı” (yarış teknesi) çok merak etti. Bu yüzden, Galatasaray Spor Kulübü’nün 12 numaralı üyesi Ruşen Eşref Ünaydın’ın aracılığıyla, tek çifte bir fıtayı Florya’ya getirtti. Galatasaray Kulübü’nde o dönem kürek sporu yapan Profesör Bedii Gorbon, şöyle anlatıyor: “Gazi, Florya’da bizi bekliyor, kürek çekecek, fıtayı merak etmiş’ dediler. Köşkün önünde fıtayı motordan denize indirdik. Biraz sonra Atatürk göründü, ayağında lastik bir pabuç, üstünde de slip bir yün mayo vardı. Fıtaya bindi, 50 metre kadar kürek çekti. Sonra yoruldu ve dümende oturduğu sırada bana dönerek ‘Senin çok acayip bir sandalın var, biraz sen kürek çek de görelim’ dedi. Tam 45 dakika Atatürk’ü dolaştırdım. Fıtanın dümen yerinde oturan büyük Gazi, insana müthiş bir hamle veriyordu. O zaman tek çiftede Türkiye rekoru ve şampiyonluğu bende idi. Eğer o sırada dakika tutulsaydı, muhakkak ki bu rekoru çoktan kırmış olurdum”



    Bilardo ile sakinleşiyordu

    Atatürk, bilardoyu ilk kez Manastır şehrinde gördü. Ama oynama tutkusu Harbiye’deyken Beyoğlu yaşamında başladı. Bilardo, Atatürk’ün Cumhurbaşkanlığı yıllarında günlük yaşamında hep yer aldı. Özellikle, yoğun düşünme ve karar verme aşamalarında ya da yalnızlıktan canı sıkıldığında eli hep ıstakaya gidiyordu. Oyun arkadaşları çoğunlukla Dr. Tevfik Rüştü Aras, Nuri Conker ve Salih Bozok’tu. Özellikle Nuri Conker’le oynamaktan ve oyun sırasında ona takılmaktan hoşlanırdı. Atatürk’ün bilardodaki en zorlu rakiplerinden biri İnönü idi. İsmet İnönü ile iddialı bilardo maçları yapardı. İkisi de bilardocuların tabiriyle ”ince“ vuruşlardan büyük keyif alırdı. Atatürk tavla oynamıyı da çok severdi



    Hayatı boyunca sadece üç maç izledi

    Mustafa Kemal, yaşamı boyunca sadece üç futbol maçı seyretti. Atatürk ilk futbol maçını Selimiye Kışlası’nda binbaşı rütbesiyle görevliyken Galatasaray’ın İstanbul’da Romanya Karması’nı 4-2 yendiği, 6 Nisan 1914 günü izledi.



    Atatürk’ün hayatında izlediği belki de en önemli maç ise, Kurtuluş Savaşı’nda Büyük Taarruz öncesi, özel anlam taşıyan “Subaylararası futbol maçı” oldu. Başkumandan, Büyük Taarruz’un yerini ve tarihini arkadaşlarıyla gizli bir toplantıda belirlemek istiyordu. Bu görüşme nedeniyle, Mustafa Kemal Paşa, Konya’ya giderken 28 Temmuz 1922 günü, Akşehir’de bir futbol maçı düzenlettirdi. Başkumandan ve yüksek rütbedeki komutanların bu futbol maçını izlemeye gidecekleri yolundaki haberler, Türklerin bir süre daha taarruza girişemeyecekleri yolundaki kanıyı güçlendirdi. Kolordu Subayları ile Batı Cephesi Subayları arasındaki maçı izleyen Başkomutan Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşları, o gün, 26 Ağustos sabahı taarruz kararı aldı



    Sivil Mustafa Kemal’in futbolla hiçbir yakınlaşması olmadı. Futbol izlemese de zaman zaman kulüpleri ziyaret etti. Atatürk’ün akşam sofralarında her şey konuşulmasına rağmen, futbolun sofra muhabbeti olduğu konusu birkaçı geçmedi. Atatürk, Cumhuriyet’ten sonra futbol maçlarına hiç gitmedi. Hem de üç büyük kulübün yöneticileri kendisinin yakın dostuydu. Adına futbol maçları düzenlendi, yine de ilgi göstermedi. Bunun nedeni, kimilerine göre İstanbul’un işgal yıllarında spor kulüplerinin işgal kuvvetleri takımları ile maçlar yapıp dostane fotoğraflar çektirmeleriydi. Hatta Galatasaray da dahil İstanbul takımlarının mütareke yıllarında işgalci güçlerle maç yapması Ata’yı çok üzüyordu. İşgal sırasında yabancı takımlarla maç yapmayan Fenerbahçe’ye ise Atatürk’ün sempati duyduğu biliniyordu. Ata’nın futbola karşı soğuk duruşunun nedeni kimilerine göre de bazı spor kulübü mensuplarının Milli Mücadele’ye katılmalarına rağmen, büyük kısmının ilgisiz kalışıydı. Hatta, Atatürk bazılarının Milli Mücadele’ye destek vermeleri bir yana köstek olmalarını affedemedi.






    ataturk-yuzerken-resmi.jpg



    İsmet Paşa’ya yüzme öğretti
    Cumhuriyet’in ilk yıllarında Florya kıyıları yüzme öğrenmek için ideal bir yerdi. Atatürk de yüzmeye başlamak için burayı seçti. Eline geçen bir yüzme kitabından gördüklerini uygulamaya başladı. Sabahın ilk saatlerinde denize giriyor, kendince yüzebilme hareketleri yapıyordu. Kısa bir sürede kulaç atmayı öğrendi. Bir yaz günü Başbakan İnönü, Atatürk’ü Florya deniz köşkünde ziyarete geldiği sırada, Gazi denizde yüzmekteydi. İnönü gelince, Atatürk, suyun içerisinden kendine seslendi: “İsmet, oradan bir mayo giy de, gel yarışalım!” Başbakan gülerek karşılık verdi: “Paşam, ben yüzme bilmem ki!” Mustafa Kemal, bu cevap üzerine tekrar seslendi: “Peki o zaman. Bir hafta sonra yüzmeyi öğren de gel. O zaman yarışalım.” İsmet Paşa, bu söz üzerine Heybeliada’da bir deniz subayı nezaretinde yüzme dersleri almaya başladı. İlk denemesinde sandaldan suya “çivileme” bir atlayış yaptı. Sonra da bu atlayış kendisiyle özdeşleştirilerek “İnönü çivilemesi” olarak anılmaya başladı. Bir hafta sonra, İsmet İnönü, Atatürk’ü Florya Köşkü’nde ziyaret ettiğinde birlikte suya girdiler. Yarışmadılar ama birlikte yüzdüler.





  4. Gizli @ yara
    Özel Üye
    Atatürk'ün Futbolla İlgili Bir Anısı


    Büyük ATATÜRK’ün futbolla ilgili bir anısını en yakın arkadaşlarından Kılıç Ali’nin oğlu olan, devrinin ünlü futbolcusu Gündüz KILIÇ yıllar sonra kaleme aldığı ve bir gazetede yayınlanan yazısında tatlı bir üslup içinde şöyle dile getirmiş. ATATÜRK yakın arkadaşı Kılıç Ali’nin evine bir ziyaret için uğradığında, evde başka kimse bulunmadığı için Gündüz KILIÇ tarafından ağırlanmıştı. Bundan sonrasını rahmetli Gündüz KILIǒtan nakledelim.

    ATATÜRK şerbetini yudumlarken 'Gel şöyle oturda seninle konuşalım biraz' dedi ve bana karşısındaki koltuğu gösterdi. Oturdum ama inanın içimin yağları eridi.İşin asıl zor tarafının bundan sonra başlayacağını hissediyordum. Çünkü ATATÜRK’ün özellikle gençlere değişik zeka soruları sorarak onları imtihan etmekten pek hoşlandığını biliyordum. Mahçup olma korkusu bütün benliğimi sarmıştı. Fakat çok şükür sorduğu soru korktuğum türden olmadı.

    O sıralarda Milli futbol takımımız Halk Evleri Takımı adı altında Rusya’da 5-6 maç yapmıştı. Maçların çoğunda fena sonuçlar alınmıştı. Yaşımın pek genç olmasına rağmen, ben de kadroya alınmıştım. Ülkesinde olup biten her şeyle ilgilenen ATATÜRK’ün Rusya yenilgileri de gözünden kaçmamıştı.

    İlk sorusu 'Neden yenildiniz?' oldu. Kem küm ederek bir şeyler söylemeye çalıştım. ATATÜRK pek üstelemeden ikinci sorusunu sordu. 'Peki bu yenilgiler seni çok üzdü mü?' dedi. Son derece üzüldüğümü anlatmaya çalışırken, bir el hareketiyle beni susturup kendi konuştu: 'Dünyada yenilmeyen kimse, yenilmeyen ordu, yenilmeyen takım, yenilmeyen kumandan yoktur. Yenildikten sonra üzülmekte tabiidir. Ancak, bu üzüntü insanın maneviyatını yok edecek, onu çökertecek seviyeye varmamalıdır. Yenilen hemen toparlanmalı, kendini yeneni yenmek için olanca gücüyle, azmiyle çalışmalıdır' dedi.

    Sonra futbolun nasıl oynandığını anlatmamı istedi. Hemen kağıt kalem aldım, oyun sahasını çizerek o zamanki deyimiyle, müdafileri, muavinleri ve muhacimleri yerlerine yerleştirip onların görevlerini ve ana kaideler ile hedeflerini anlattım. ATATÜRK, 'Yahu desene bizim harp oyunları gibi, sizin işde strateji bilgisi ve kurmay kafası ister' diye önemser önemser başını salladı."

    Rahmetli Gündüz KILIǒın bu anısı ATATÜRK’ün futbol hakkındaki düşündüklerini bize öğretmesi bakımından değer ve önem taşıyor.



    ALINTI


  5. AciLForum
    Moderators
    Sporu Seven Atatürk | Atatürk'ün Spor İle İlgili Resimleri



    Atatürk sporu sever, ekseriye hafif jimnastik eksersizleri yapardı.
    Atatürk, İstanbul Florya’da bulunduğu zamanlarda her gün denize girmekte, kürek çekmekte, halkla haşır neşir olmaktadır.
    İsmet İnönü’nün yüzmeyi öğrenmesi Atatürk’ün direktifiyle olmuştur.
    Atatürk Florya’da yüzerken Başbakan İsmet İnönü gelir.
    Atatürk Seslenir:
    “İsmet gel! Gelde yarışalım” der
    İsmet İnönü kollarını açarak
    “Paşam, ben yüzme bilmem ki “
    Bunu duyan Atatürk :
    “Sana bir hafta süre. Bir hafta sonra birlikte yarışacağız” der
    İsmet İnönü Heybeliada’daki Deniz Askeri Lisesi Sınıf Subayı Ulvi Tekeş’le tanışır. Kısa bir süre içinde yüzme öğrenmek istediğini bildirir.
    Heybeliada ile Kaşıkadası arasındaki derin bir yere deniz motoru ile gidilir. Ulvi Tekeş dalar İsmet İnönü’ye
    “Sayın Paşam atlayın” der
    “Nasıl atlayacağım”
    “Çivileme atlayacaksınız”
    İsmet İnönü anlatıldığı şekilde çivileme atlar. Bu İsmet İnönü’nün meşhur çivilemesidir. İlk atlayışıdır. Suyun yüzüne çıkınca kendini subayın kollarında bulur. Çırpınmaya başlar. Sonrada yüzme kurallarına uyarak birkaç gün içinde yüzmeyi öğrenir ve Florya’nın yolunu tutar.


    6 Eylül 1936 Pazar günü Moda koyunda yapılan yelken ve kürek yarışlarını Türkiye’de bulunan İngiltere Kralı VIII Edward ile birlikte Ertuğrul yatından izlemiştir. Florya plajında denizde mayo ile çekilmiş fotoğraflarını gazetelerde yayınlatarak halkımızı denizden yararlanmaya çağıran ilk insan da toplumumuzda Atatürk olmuştur. Atatürk’ün bütün bu hareketleri, hep hesaplı, hepsi bir amaca yöneliktir. Türk halkını kendi öz benliğine kavuşturmak, küsmüş bulunduğu doğa ile barıştırmak, hayatın anlamını daha fazla tanımasını sağlamaktır. Köşk’teki kürek çekme kondisyon aleti şimdi, Anıtkabir müzesindedir.








  6. Ziyaretçi
    vallah çok işime yaradı

+ Yorum Gönder


Hızlı Cevap Hızlı Cevap


:
atatürkün spora verdiği önem,  atatürkün sporla ilgili resimleri,  atatürk ve spor fotoğrafları,  atatürkün sporla ilgili fotoğrafları